La illa

  • Yaz geldi, okullar kapandı… Çocuklarla bütün gün dört duvar arasında köşe kapmaca oynuyoruz. Dışarı göndersem, aklım onlarda kalıyor. Keşke bir hafta da olsa gönüllerince eğlenecekleri bir yerlere “kaçabilsek”.
  • Ben sana vakti zamanında, düğün masraflı olur, gel kaçalım, dediydim de hiç oralı olmadıydın. On yıl düğün borcu ödedik. Bir yere kaçamam. Otelciler beni anamdan babamdan istesin. Kısmetse olur.
  • Çok bayık. Sen bunu espri diye mi yaptın şimdi? Bu yaz tatile değil de memlekete gidelim diyorsun ya; haberin yoktur diye söylüyorum Murtazacan okulda bir şarkı öğrenmiş her gün her dakika onu söylüyor: “deniz, güneş, eğlence, yaz tatili”. Çocuğa Niğde’de deniz olmadığını kendin söylersin o zaman.
  • Ben niye söylüyorum. O okula etek etek para ödüyoruz. Coğrafya dersini de ben vereceksem niye o okula gönderiyoruz ki. Çocukları okula göndermeyelim. Sen evde onlara nerede dağ, nerede deniz var bir güzel öğret. Okula vereceğimiz para ile dağ deniz, ova bayır bilumum tatilleri zevk ile yaparız.
  • Allah Allah… Kasap et derdinde keçi can derdinde. Sen ille memleket diye tuttur! Ayol memlekette kimse kalmamış. Naciye yengen, Namık dayını kuma gömdüğü fotoğrafı paylaşmış Instagram’da. Hadi gel, köyümüze geri dönelim, deme; köyün yerinde yeller esiyor!
  • Instagram’dan tatil beğeneceksen Naciye yengeme bakma. Kendi sebzesini kendisi yetiştiren mankenlere, artistlere de bak. Milletin avradı hem akıllı hem dinamik hem 38 beden.
  • Geçen gün 4 numaradaki Lamia Hanım, gerdanını kırarak, “Ayol şekerim çocukların gelişimi için güneş ışığı şart. Biz her yaz önce Ayvalık’taki yazlığa, sonra Side’de teyzemlerin yazlığına ve nihayet Antalya’da beş yıldızlı otele gideriz, çocuklarım memleketin dört bucağında beslenir güneşle. Bak, ondan benim çocuklar 12 ay bronzdur. Seninkiler maşallah peynir gibi” diyerek çocuklarımın sağlıksız olduğunu ima etti. Ay, kara kuru çocukları bronz yaptı iyi mi? Ama ben bunun altında kalmam. En yakın zamanda ben de çocukları güneşte kavurmaz mıyım!
  • Derdimiz bu olsun. Ben de çocukların kavrulmasından yanayım. Bak, bir film aldım, Tatil kitabı. Hep beraber seyredelim, sonra da çocukların eline o filmdeki gibi birer sakız kutusu verelim. Gezsinler sokak sokak; hem güneş alsınlar hem de hayata dair bir tecrübe edinsinler.
  • Ben ne diyorum, sen ne anlıyorsun. İstemem film filan. Kim bilir ne mesaj gizlidir senin getirdiğin filmde. Hem yalnızca eğlenmek, dinlenmek değil tatilden muradım. O tatil köyüne her ramazan sahur programlarına konuk olan pek muhterem hocaefendi de geliyor, sohbet yapıyormuş. Fena mı olur, çocuklar ilminden feyizlense?
  • Deve ayrı kuş ayrı. Deve kuşu ile hiç işim olmaz hatun. Çocukların ilminin artmasını ben de isterim. Mahallemizde yaz Kur’an kursu iki gün sonra başlıyor. Hemen kaydını yaptıralım.
  • Oldu, kalbim ilim doldu. Dün yemek yaparken Kadriye Mine geldi yanıma, “Anneciğim biz neden diğer aileler gibi değiliz, tüm arkadaşlarım ailecek tatile gittiler, biz aile değil miyiz?” diye sordu. Daha da lafım yok bunun üzerine. Aile miyiz değil miyiz, tatil planını yaptığında göreceğiz artık.
  • Sen akıllı kadınsındır, küçücük çocuğun cevabının altında kalacak değilsin ya! “Aile kabristanı diye de bir şey var evladım. Aile olduğumuza ikna olmak için hepimizin orada olması gerekmiyor, değil mi?” diyebilirsin mesela.
  • Beni akıllı bulmana çok sevindim. Canım yaaa, bir şey daha var ama hemen dellenme. Mervelerin geçen sene gittiği tatil köyü var ya, Tuğçenur ille de oraya gitmek istiyor. Instagram’daki fotoğrafları çok beğeni almış. Hem çocuklara pedagojik animasyon şeysi bile varmış. Ha, bir de unutmadan söyleyeyim. Merveler 12 taksit yaptırmış, biz de 24 taksit yaptırırız, birden, çok yüklenmemiş olur.
  • Tamam tamam, bakarız. Ama bana üç ay bir müsaade edin. Bu üç ay içinde sakın tatile nereye gidiyoruz filan demeyin. (Üç ayın bitiminde sizi umreye götürmeyi çok istemiştim, nasip değilmiş, derim. Kim bilir belki de nasip olur.)