La-İlla

Facebook Kullanan – Facebook Kullanmayan

  • İstediğim kişiler hakkında istemediğim kadar bilgi bulabiliyorum. Arkadaşımın 10 sene önceki ilginç kıyafet tarzını, çılgın danslarını ya da ergenlik sivilcesini görmek onunla uzun yıllardır tanışıyormuş hissi veriyor.
  • Giderek insanların hayatını gözetleyen çılgın bir dedektife dönüşmek istemiyorum. İçimdeki merak duygusunu faydalı işlerde kullanmayı tercih ediyorum.
  • Ailemle, eşimle, arkadaşlarımla, iş hayatımla ilgili paylaşımlar yaparak, ne kadar mutlu ne kadar başarılı bir hayatımın olduğunu, ne kadar çok sevildiğimi ve ne kadar çok sevdiğimi, eşimle birbirimiz için yaratılmış olduğumuzu herkesin bilmesini sağlıyorum.
  • Hayattaki gerçek duygu tatminleri kendini ispat etmeye çalışmaz. Gerçekten mutluysam bu benim mutluluğumdur, başkasının onayına ihtiyacım yok.
  • Yıllar önce kalbimi kıran arkadaşımın, beni reddeden sevdiceğimin nasıl bir fırsatı kaçırdığını bilmesi için boy boy fotoğraflarımı yayınlıyor ya da ‘son pişmanlık fayda etmez, bir kere giden artık ölse de bin para etmez’ temalı şarkılar paylaşıyorum.
  • Birilerinin arkasından bol göndermeli paylaşımlar yapanlara üzülüyorum, belli ki giden değil kalan yıkılmıştır. Bu viraneyi gösterip karşı tarafı iyice mutlu etmemek lazım.
  • Bayramlarda, kandillerde onlarca kişiyle tek tek konuşmak yerine sosyal medyada özenle hazırladığım mesajları paylaşıyor üzerimdeki vefa borcunu hafifletiyorum.
  • Hasta olduğumda, mutlu günlerimde, bayramlarda, düğünlerde, en son da cenazemde yanımda eş, dost, akraba sevdiklerimle birlikte olmak istiyorum. Onlara sosyal medyadan mesaj atarsam onlar da en fazla bu günlerimde sosyal medyadan oluşturduğum etkinliğe katılır!
  • Bütün toplumsal örgütlenmelere, bütün eylem çağrılarına, bütün davetlere evimin konforunda katılabiliyor, en ateşli düşüncelerimi en anarşist söylemlerimi klavyemin gücüyle paylaşabiliyorum.
  • İddia ispat ister. Eğer bir görüşüm varsa ona sadakatimi, hizmetimi, katkımı bütün varlığımla yapmalıyım. Klavye kahramanlığıyla dünya kurtarılmaz. Klavyenin mahir üstadlarının gerçek hayattaki bastırılmış kişilikleri gibi olmak istemiyorum.
  • Vefat eden bir yakınımın hesabına girerek ölmeden önce neler paylaştığını, onu sevenlerin onun hakkında neler düşündüğünü okuyor, onun ne kadar kıymetli bir insan olduğunu hatırlayabiliyorum
  • Vefat eden yakınlarımın ardından hesaplarını karıştırmak yerine Fatiha okumayı tercih ediyorum. Acımı dua hafifletiyor, merakımı tatmin değil.
  • Akrabalarımın o an nerede kiminle olduğunu, Almanya’daki kuzenimin düğüne giderken ne giydiğini bilmek akrabalık ilişkilerimi kuvvetlendiriyor.
  • Akrabalık ilişkilerimi akrabalarıma sıla-i rahim yaparak kuvvetlendirmem gerektiğine inanıyorum, fotoğraflarını beğenerek değil.
  • Öğrenci evinde dolabım boş karnım açken, ailesiyle yaşayan arkadaşımın yaptığı ziyafetlere bakıp ailemin kıymetini anlayabiliyorum.
  • Sahip olduğum güzellikleri teşhir ederek kimseyi üzmeye hakkım olduğunu düşünmüyorum.
  • Ülkecek geçtiğimiz dar boğazlarda arkadaşlarımı ‘ümit var olunuz’ diyerek motive edebiliyor, hoşuma gitmeyen şeyleri ‘kınıyorum’.
  • Ülkem için elle tutulur işler yapmak adına kendi çapımda çalışmanın daha faydalı olacağını biliyorum. Zamanımı ve enerjimi klavyede değil işimde harcıyorum.
  • Eğer internet erişimi olmayan bir yere gidiyorsam “Sevgili hemşerilerim, bir süre bana ulaşamayacaksınız, öldüm sanmayın şimdi gidiyorum ama dönüşüm muhteşem olacak’ diye açıklama yapabiliyorum.
  • Allah’tan gerçekten beni merak eden birileri var da bana dair tek hayat belirtisi olarak yaptığım paylaşımlarıma bakmıyorlar. Ben de kamuoyunu bilgilendirmek gerekliliği duymuyorum
  • Sevmediğim hocama, karşıt görüşte olan bir arkadaşıma, hoşuma gitmeyen bir şey söyleyen o çok ünlü birine, ağzından çıkacak her sözü aleyhinde kullanabilecek ve sosyal medya linçine maruz bırakabilecek ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini sağlayabilecek imkâna sahip olduğumu hatırlatabiliyorum.
  • Ahlakı tartışılabilecek bir mecra olan sosyal medya üzerinden yapılabilecek her türlü saldırıdan kendimi korumak ve bu tip seviyesiz polemiklere girmemek adına uzak duruyorum.
  • Yan koltukta hayatının en anlamlı cümlesini kurarak aforizmalardan aforizma çıkaran eşimin, oğlumun paylaşımının altına ‘hadi gel dolman hazır’ diye yorumlar yaparak normal hayata dönmesini sağlıyorum.
  • Aynı evin içinde veya sürekli birbirinin yanında olan insanların paylaşımlarına yorum yapmasını gülünç buluyorum. Paylaşımlarıyla ilgili bir şey söyleyeceksen kafanı yan koltuğa çevirmen yeterli. Bu başkaları görsün diye yaşamak bana çok anlamsız geliyor.
  • Engin dini bilgilerimi, kıssadan hisseleri, toplumun ahlaki dejenerasyonuna dur diyecek yazıları, ünlü âlimlerin bu konuda yaptığı videolu sohbetleri paylaşarak, sosyal medya arkadaşlarım için Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker vazifemi yapmanın rahatlığıyla kendime bir çay patlatıyorum.
  • Emri bil marufu ben vaktimi boşa harcamamak, insanları gözetlememek, bir işi bitirince diğerine koşmak yönünde kendime yapıyorum. Bu da beni sosyal medyadan uzaklaştırıyor.
  • Yeni evimin, özenle seçtiğim eşyalarını, kullanmaya kıyamadığım yemek takımlarını, maharetli ellerimle birleştirip hazırladığım eşsiz sunumları, paylaşarak arkadaşlarımın ev dekorasyonu ve yemek sunumu konusunda fikir edinmelerini sağlıyorum.
  • Ev dekorasyonu ve yemek sunumu mütehassısı olma çabalarındansa evimde kötü nazarlardan uzak huzurlu yaşamayı tercih ediyorum. Bizleri, alamayan varsa canı çeker diye sokakta hiçbir şey yedirmeyen annelerimize şükran duyup bu hassasiyeti kaybetmemek için uzak duruyorum.