Düğün Bahsi

Kız tarafı:

Prenses enflasyonunun yaşandığı günlerdeyiz. Sadece sizin kızınız değil her anasının kuzusu bir prenses. Kızınız için emrine amade tebaa aramak düşüncenizden/projenizden hemen vaz geçin.

“Kız evi naz evi” diyen atasözümüz varsa da unutmayın “çok naz âşık usandırır” diyen atasözümüz de var. Kızınızı ne doktorlar ne mühendisler istedi diye lafa başlayıp da arkasını getiremeyince konu ürün pazarlaması gibi anlaşılabilir, aman biraz dikkat.

Herkesin hayatı kendine. Eyvah çanağı için dünürlerinizi incitmeye değmez. Filancalara alınan eşyalarla falancalara takılan takılar sizi bu kadar ilgilendirmemeli. Unutmayın eşyanın ömrü üç gün bir fincan kahvenin hatırı kırk yıl. Dünürlerinizle yoldaşlığınızı belirleyecek olan yolculuk, düğün alışverişi ile başlar.

Şirket değil yuva kuruyorsunuz. Taleplerinizi dile getirirken kullandığınız dili iş ortağınıza uygulamış olsaydınız o şirket asla kurulmazdı. Bir de unutmayın, dünür olmak kördüğüm olmak değildir. Sorun çözücü bir dil geliştirebilirsiniz.

Alınmayan eşyalara takılmayan takılara bu kadar kafanızı yormayın. Her şeyin kazası var namazın bile. Çocuklar kendi gayretleri ile alırlar ve en son taksitini ödemenin mutluluğunu yaşarlar siz hiç merak etmeyin.

Düğünde elbette şık olmalısınız. Ancak öncelikler sıralamasını bozmayın. Şık olması gereken kızınız, siz değilsiniz. Siz asil ve sade olmayı tercih edin. Kızınız şık olsun dediysek de ondan manken performansı beklemeyin lütfen. Kına gecesinde beş tane özel kıyafet diktirmek de nedir?

Tamam, davetlileri rahat ettirmeyi, iyi bir ev sahibi olmayı çok önemsemiş olabilirsiniz. Fakat gecenin ilerleyen vakitlerinde smokinlerinden sıkılan misafirlerinize smokin görünümlü tişörtler takdim etmek, topuklu ayakkabılardan yorulan hanımlara pisipisi dağıtmak biraz tuhaf kaçmıyor mu?

Yemek menüsü seçeneklerinde daha önce hiç tatmadığınız ordövr tabaklarını ve o ismini zor söylediğiniz tatlıyı işaretlemekle hata ettiniz. Bakın hepsi kaldı. Damak tadımıza ve kültürel kodlarımıza uygun seçimler hem ekonomik hem leziz olacaktı yazık ettiniz.

Sırf erkek tarafı ödeyecek diye havai fişek gösterisinde abartıya kaçmasaydınız keşke. Gösteri, amacından çıkıp davetlilerin üzerine fosfor bombası gibi düşecekti. Nerdeyse kıvılcımlar insanların elbiselerini yakacaktı. Her zaman sade ve mutedil olmakta fayda var.

Konsept konusunu fazla abartmış olabilir misiniz? Ayakkabısıydı çantasıydı davetiyesiydi tamam da evin perdelerini mobilyalarını neden düğün konseptine uydurmaya çalışıp eşyalarınızı yenilediniz? Müsriflerin daha mutlu olacağına dair sizde oluşmuş yanlış yargıyı tez elden düzeltmeniz gerekiyor.

Erkek tarafı:

Oğlunuz tahsilli, işi de güzel, pek de başarılı. Tamam. “Oğlumu buldular hemen üstüne atladılar” diye kurumlanmak size hiç yakışıyor mu?

İsrafa gerek yok. Lakin cimrilik etmek de pek ayıp. Her talebi bu da olmasın diye geri çevirmek hiç yakışık almadı. Biraz eliniz cebinize gitsin. Abartıya kaçmadıktan sonra çocukları fazla kırmamalısınız.

Cimrilik konusunda ihtisas sahibi olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ama biz onlarla yarış edemeyiz dediğiniz insanlar sizin ekonomik düzeyinizin çok da üstünde kimseler değiller. Biraz daha anlayışlı olmalısınız. Cimriliği prensip gibi gösterme çabalarınız tuhaf kaçıyor olabilir.

Tamam, gelinin annesi biraz fazla konuşuyor diye düşünebilirsiniz ama unutmayın genelde kızlar eksik kalanları anneleri aracılığıyla belli ederler. Gelininizi üzmek istemezsiniz değil mi?

Gelen bohçanın içinden çıkan kumaşı demode bulduğunuzu bu kadar belli etmenize gerek yoktu. Sizin aldığınız sabahlıklar da yirmi yıl öncesinin çizgilerini taşıyordu. Artık bu gereksiz hediyeleşmelerin bir son bulması için dünürlerinizle karşılıklı olarak anlaşma yoluna gidebilirsiniz.

Bahşiş konusunda hazırlıklı olmalısınız yoksa ilk kapı tutmada, ilk yol kesmede paralar bütün bütün gitmeye başlayacaktır. Hazırlık dediysek de boş zarflar hazırlamak değil elbette.

Siz bütün dostlarınızın düğününe gittiniz. Takı da taktınız. Ama gelmeyenleri, takmayanları yoklamaya tâbi tutanlardan olmayın sakın.

Düğünden sonra videoları izlerken istediğiniz kadar takmayanları arşivleyebilir, onlara kızabilir, surat asabilirsiniz. Düğünde kendinizi serbest bırakın. Yoksa yüzünüz fotoğraflarda neşeli ve aydınlık çıkmaz. Takı müsabakasını terk edin, gülümseyin. Oğlunuzun en mutlu anına tanıklık ediyorsunuz.

Evet, düğün yemeğine verdiğiniz para biraz canınızı yaktı kabul ediyoruz, ama davetlilerin lokmalarını sayar gibi mahzun bakmayacaktınız.