Sadık Şanlı:Dramatik Bir Einstein Anlatısı: Genius

Avrupa, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortasına kadar önemli küresel etkileri de bulunan birçok olaya sahne oldu. Bu süre zarfında gerçekleşen 1. ve 2. Dünya Savaşları, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluklarının dağılması, 1917 Bolşevik Devrimi’yle Çarlık Rusya’sının sona ermesi ve modern komünizmin doğuşunun hemen ardından Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini’nin iktidara gelişiyle yükselişe geçen faşizm dalgası Avrupa siyaseti ve haritasını yeniden şekillendiren olayların önde gelenleriydi. Ancak aynı süre içerisinde, kimisi bu yıkıma katkı sağlayacak, kimisi de insanlığın yararına çok sayıda bilimsel çalışma ve keşif de gerçekleştirilmişti. Bilimsel çalışmaları, keşif ve teoriyle bu döneme damga vurarak adından en çok söz ettiren bilim adamlarından biri de Albert Einstein’dı.

1916’da, 36 yaşındayken fizik alanında yayımladığı İzafiyet Teorisi (Görelilik Kuramı) ile dünya bilim tarihinin önde gelen isimlerinden birine dönüşen Einstein, 2 Ağustos 1939’da ABD Başkanı Roosevelt’e yazdığı mektup yoluyla 2. Dünya Savaşı’nı bitirecek atom bombasının yapılma sürecini başlatmasıyla da kendisinden hep söz ettirdi. Ancak Einstein, ününü yalnızca bu iki olaya borçlu değildi. Bilim adamı kimliğinin aksine öğrencilik hayatı boyunca yaşadığı başarısızlıklar, kusurlu ve çatışmacı kişiliği, muhalif dinî ve politik kimliği, iyi bir keman sanatçısı olması, yaşadığı aşklar ve evlilikler Einstein’ın her daim farklı yönleriyle gündeme gelen “aykırı bir deha” olarak anılmasına neden oldu.

Geride bıraktığımız Nisan ayında National Geographic Channel’da gösterime giren 10 bölümlük mini dizi Genius, ünlü fizikçi Einstein’ın “aykırı deha” olarak isimlendirilmesine neden olan tüm bu özelliklerine daha yakından mercek tutan bir yapım olmasıyla dikkat çekiyor. Walter Isaacson’un Türkçeye de çevrilen Einstein: Yaşamı ve Evreni isimli kitabından ekrana uyarlanan Genius, ünlü bilim adamının bilimsel yolculuğunun ötesinde, aykırı kişiliğiyle bütünleşik sansasyonel yanlarını öne çıkaran bir drama olarak bilim meraklıları ve dizi severlerin ilgisini bekliyor. Yapımcılığını Kenneth Biller ile Noan Pink’in üstlendiği ve 25 Nisan’da gösterime giren Genius’un yönetmenliğini ise aralarında Kenneth Biller, James Hawes, Kevin Hooks, Minkie Spiro ve Ron Howard’ın yer aldığı beş farklı isim üstleniyor.

Flashbackli ve çifte oyunculu canlandırma
24 Haziran 1922’de, Berlin’de gerçekleşen ve Albert Einstein’ın yakın arkadaşı Yahudi kökenli Alman Dışişleri Bakanı Walther Rathenau’nun öldürülmesiyle sonuçlanan suikastla açılan Genius, adım adım faşist Nazi yönetimine girecek ülkedeki siyasi iklimi izleyiciye yansıtarak, merak uyandıran gerilimli bir başlangıca kapı aralıyor. Suikastı gerçekleştiren marjinal Nazi grubu “Konsül Organizasyonu”nun ölüm listesinde Yahudi kimliği nedeniyle Einstein’ın da bulunduğunun ortaya çıkması üzerine, Einstein ve ikinci eşi Elsa’nın 1933’de Almanya’yı terk etmelerine neden olacak gerilimli yılların yanı sıra, Einstein’ın sansasyonel olarak nitelenebilecek üniversite yıllarını içeren gençlik dönemi de Genius’ta ekrana taşınıyor. Ünlü fizikçinin hayatının flashbackli bir anlatımla canlandırıldığı dizide, öğrencilik ve ilk gençlik yılları genç İngiliz aktör Johnny Flynn, olgunluk ve yaşlılık dönemleri ise Geoffrey Rush’ın oyunculuğuyla ekrana geliyor.

Genius’ta, Einstein’ın hayatının farklı dönemleri arasında flashbacklerle gidiş gelişler, ünlü bilim adamının bilimsel yolculuğuna daha yakından ışık tuttuğu gibi, belli bir yaş aralığını kapsayacak tekdüze bir anlatıyı ortadan kaldıran bir seyir zevki de sunuyor. Zira yaşlılık döneminde sakin bir Einstein’a şahit olunurken, gençlik yıllarında ise öğrenmeye meraklı, bilimsel coşkusu ve heyecanı oldukça yoğun, özellikle hocalarıyla çatışmalı ilişkiler yaşayan kibirli ve küstah bir Einstein’ın varlığına şahit oluyoruz. Bu hâliyle, izleyici açısından Einstein’ı bilimsel yolculuğunda zirveye taşıyacak, karakteristik açıdan olgunlaşmaya götürecek köklerini, gençlik yılları yoluyla daha detaylı öğrenme imkânı buluyoruz.Bu noktada, Einstein’ın farklı yaş aralıklarında öne çıkan özellikleri bir çelişki gibi görünse de, özellikle gençlik yıllarına dair sansasyonel yaşantısı izleyici açısından dinamizmle dolu, heyecanlı, büyüleyici ve cazip bir anlatıyı da beraberinde getiriyor.

Devamı Nihayet Dergi 34. sayısında…