Esra Nur Madenci

Esra Nur Madenci

Bulundukları şehirde insanlara faydalı olacak bir şeyler yapmak için bir araya gelen gönüllü öğrencilerin bir sosyal sorumluluk projesi hazırlamasıyla başlamıştı her şey. Bir hastane belirlendi ve yönetimden gereken izinler alındıktan sonra ziyaretler başladı. Yaklaşık yedi yıldır, her pazar bir grup öğrenci hasta çocuklarla oyun oynuyor, anneleriyle dertleşiyor. “Her nimetin sadakası kendi nev’indendir” denir ya, vaktin, sıhhatin ve diğer nimetlerin de sadakasını ifa etmek için bizi bekleyen böyle mekânlar hep var.

Oyuncaklar çocukların bir parçası malum. Hastane odalarında haftalarca veya aylarca kalan çocuklarla ellerinde oyuncaklarla onların dünyasına misafir olan gönüllülerin buluşması, mutlu bir karşılaşmayla başlıyor. Çocuklara en çok neşe yakışıyor. Neşe en çok çocuklara yakışıyor. Sırf onlarla oyun oynamaya gelenler, onlar için bir nefes oluyor hastane ortamında. Annelerin yüzünde bir tebessüm: “Siz buraya hiçbir karşılık beklemeden mi geliyorsunuz?” diye soruyorlar.

Bir oyun herkesi içine çekiyor ve etrafa başka bir huzur yayılıyor.  Mesela bir eli cihaza bağlıyken diğer eliyle yap-boz parçalarını yerleştirmesi bir çocuğun, gruplara ayrılıp yarışmalar yapmak, boyama kitabından bir resim boyamak taşırmadan, balon şişirmek, o balona gülen yüz çizmek, birlikte yatağının başına onu asmak, dünyadaki pek çok şeyden güzel. Zamanın nasıl geçtiğini kimse anlamıyor. Gitme vakti gelince ortamda hava aniden değişiyor, “haftaya yine geleceğiz” cümlesi zor ikna ediyor çocukları.

“Dünyada olup biten şeylerin bir bölümü elimizdedir. Bir bölümü de elimizde değildir.” diye başlar sözlerine Epiktetos. Birinci yüzyılın başlarında dünyaya gelen bir filozofun sözleri bunlar. Asırlar geçmesine rağmen ne kadar da güncel! Elimizde olmayan ve elimizde olan durumlar hepimizin hayatında mevcut. Mesela elinde olmadan bir hastalığı olan ve günlerini tedavi olmak için hastanede geçiren çocuklar ve vaktinin bir kısmını onlarla oyun oynamak için hastane ziyaretine ayıran öğrenciler…

Maddenin atmosfer olup soluduğumuz havaya dönüştüğü bu zamanda mânâya eskisinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Ruhumuzun aradığı bir şeyler var! Samimiyetle ve karşılıksız, sırf Allah rızası için bir şeyler yapma isteği öyle bizden ki, bu duyguyu arıyor ve özlüyoruz. Başka yerlerde bu tadı bulamıyoruz. Hastane, ziyarete gidenlere daha çok yardım ediyor belki de. Hayatta rollerin her an değişebileceğini,  imkânların kıymetini bilmek gerektiğini hatırlatıyor. Değişimin içsel bir süreçle gerçekleşeceğine inananlardanım. Değişmesi gereken bir şeyler olduğunu düşünüyorsak, samimiyetle, kendimizden vererek bir başlangıç yapmalıyız.