TANIŞMADIĞIMIZ MÜSLÜMANLAR
Müslüman Kızılderililer, Pigmeler,
Aborjinler ve Diğerleri

Dünya Müslümanları denince aklınıza ilk gelen ülke neresi? Ya gözünüzde canlanan ilk resim? Muhtemeldir ki birçoğumuzun zihninde, dünya Müslümanları ifadesine tekabül eden ve biraz da Hac’da karşılığını bulan, her renkten ve yöreden insanın sığdığı bir kare canlanıyor. Ama yine de bu resme yakından bakınca, orada hemen her zaman “geleneksel” Müslümanların yer aldıklarını inkâr edemeyiz. Bu karede bir Aborjin, bir Kızılderili ya da bir Pigme Müslüman’a hemen yer bulmakta zorlanabiliriz.
Bunun çok makul bazı sebepleri var: Evvela İslam, Eski Dünya yüzeyinde, bildik büyük şehirlere uğraya uğraya, onların çeperlerini kuşata kuşata, doğal ticaret yollarını kat ederek, önemli limanları atlamadan yayılmıştır. Bu sebeple kadim dünyanın başkentleri İslam’la karşılaşmış ve onların çeperleri bu temastan etkilenmişken, en genel anlamda “medeniyet”in temas etmediği bazı bölgeler İslam’la ya çok geç tanışmış ya da hiç karşılaşmamıştır.
Mesela Kızılderililer arasında, sömürgecinin dini olan Hristiyanlık yayılmışken, İslam’ın izine neredeyse hiç rastlanmıyor. Ya da Güneydoğu Asya’ya dağılmış olan aborjinler arasında yine Hristiyanlık yaygın olabilirken İslam bütünüyle meçhul. Afrika içlerindeki bazı kabileler için de aynısı geçerli.
Ama yakın denebilecek bir geçmişte, bu eski göçebe ve zoraki yerleşik toplulukların İslam’la tanışmaları söz konusu. Muhtemelen zaman içinde bu topluluklar büyüyecek ve bildiğimiz “dünya Müslümanları” karesinin içine girecek. Ama bizim bu sayıyı hazırlarken sık sık yüzleşmek zorunda olduğumuz bir mesele var: Hâlihazırda ve gözümüzün önünde cereyan eden bu “yeni ihtida hadisesi”ni hangi Müslüman antropolog yorumlayacak? İslam’la tanışmalarıyla birlikte, hayat tarzlarında ne türden radikal değişimlerin olduğunu hangi Müslüman bilim adamları izah edecek? Mesela göçebe yaşayan, avcılık ve toplayıcılık ile geçinen Pigmelerin Müslüman olduklarında yaptıkları ilk şeylerden biri olan mescid inşasının, onların yerleşik hayata geçmelerini kolaylaştırdığını hangimiz gözlemleyecek? Yoksa “tarafsız” Batı akademisinin konuyla ilgili araştırmalarını bitirip, ulaştıkları sonuçları önümüze koymalarını mı bekleyeceğiz?

Ahmet Murat