Okulsuz eğitim tecrübesi:Merve Safa Likoğlu

Bundan dört buçuk yıl evvel takip ettiğim Türkçe bloglardan birinde unschooling-okulsuzluk konu başlıklı bir yazıya rastladım. O yazı beni yabancı bloglardaki diğer bir çok yazıya götürdü. O yazılar ise Ivan Illıch ve John Holt’a.

O günden bu yana bakıyorum da her geçen gün artan bir ivme ile kamusal mecralarda konuşuluyor bu metot. Dünya’nın dört bir yanında bu metotla yaşamayı ve dolayısıyla çocuklarını yetiştirmeyi benimsemiş ebeveynler biraz da mercek altında dolayısıyla. İlk günden beri okuyucusu olduğum Nihayet Dergi’de bu metodun dosya konusu olarak incelendiğini görünce şaşırmadım bu yüzden. 3 yıldır okulsuzluk bağlamında hayat konuşulan bir grubun kurucusu, farklı ülkelerdeki yasal sürecin takipçisi, yurt dışında bu süreci işleten ailelerin -artık- dostu, bu metodun güzel ülkemde de uygulanmasını umut eden ailelerin yoldaşı ve dostu olarak dosyaya mütevazı bir katkı yapmak istedim. Kabul etme nezaketini gösteren “ilk oruç” şairine şükranlarımı sunarım.

Okulsuzluk felsefesini benimseyen ailelerde gördüğüm ortak noktalar….

* Tek bir eğitim metoduna takılıp kalmıyorlar. Yeni eğitim metotları ile ilgili sürekli konuşuyorlar. O metodun yaygın olarak kullanıldığı ülkelerdeki ebeveynleri dinliyorlar.

* Aralarında sıklıkla yüz yüze veya internet üzerinden müzakere yapıyorlar. Yeni bir makale aralarında hızla yayılıyor.

* Anneler çocuk yetiştirme sorumluluğunun tüm yükünü üzerlerine almak istemiyorlar. Babalarla bu konuda çokça konuştuklarını söylüyorlar.

* Ailece vakit geçirirken neler yapmak istediklerini konuşuyorlar. Ömürlük, yıllık, aylık ve günlük hedefleri var. Ailenin tüm bireylerinin -özellikle babaların- geçirilen vakitten keyif alması öncelikleri.

* Dışarıdan bakılınca çok monoton, içeriye girince çok şenlikli evleri var.

* Mutfakları çok fazla çalışıyor. Ellerinden geldiğince turşu, sirke, yoğurt, tarhana yapıyorlar. Anne ve babalarının gitmediği köylerine gidiyorlar.

* Esnekler. Çocuk ısrarlı belirti gösterince yönderlik yapıyorlar. Hazır bulunuşluğu çok önemsiyorlar.

* Topluluğa önem veriyorlar. Sıklıkla kamp, toplantı düzenliyorlar.

* Sanıldığının aksine sıklıkla “hayır” diyorlar.

* Diğer çocuklarla kendi çocuklarını kıyaslamıyorlar. Hatta kendi çocuklarını da birbirleriyle kıyaslamıyorlar. Evet, kıyaslanacak kadar çok çocukları var. Genellikle.

* Öğrenmenin zamana ve mekana bağlı olmadığına inanıyorlar. Mutfak, atölye odası, salon, soba başı, balkon, oyun parkı, yolculuk, mezarlık kırsal veya şehir… Onlara göre her zaman ve her mekan öğrenmek için uygun.

* Üretiyorlar. İğne, iplik, tığ, makas ve takım çantası evde çokça kullanılıyor. Çocukların da olaya istedikleri kadar dahil olduklarını söylemek zaid olur.

* Çocuklar ev işlerine sıklıkla yardım ediyorlar. Bu, neredeyse tüm evlerdeki bir durum. Çocuk canım sıkılıyor dediğinde anne ev işi teklif ediyor. O da nesi, çocuğun yapacak bir işinin olduğunu hatırlaması saniyeler alıyor.

* Birbirlerine yatılı misafirliklere gidiyorlar.

* Çocuklarının mektup arkadaşı olmalarını destekliyor ve yardımcı oluyorlar.

* Alternatif olma, parmakla gösterilme, metotlarını her önüne gelene anlatma gibi kaygıları yok. Çünkü buna zamanları yok. Yaşamaktan anlatmaya vakit bulamıyorlar.

* Anneler ya yarı mesaili ya da mesaisiz çalışıyor. Babalar arasında da yarı mesaili olanlar var, fakat nadir.

* Gerçek Dünya öğrenimine çok önem veriyorlar. Yaşamak için gerekli becerileri edinmeye çalışıyorlar. Onlar öğrenirken çocuklar da onlara eşlik ediyorlar.

* İhtiyaç üzere öğrenmeye inanıyorlar. İhtiyacın temelini bazen fıtrat bazen saygınlık oluşturuyor.

* Sıklıkla “bilmiyorum” diyorlar. Çocuğun her merak ettiği şeye anında cevap vermek gibi bir kaygıları yok. Çocuğa bir şey öğretmeden evvel öğrenmeye ısrar etmesini gözetiyorlar.

* Çocuklarının “hayatta kalma becerisi” olmasını önemsiyorlar. Şehirde veya kırsalda oluşlarına göre bu beceriyi desteklemeleri değişkenlik arz ediyor. Kimi ateş yakmasını önemserken kimi market alışverişini önemsiyor. Kimi ise ikisini de.

* Çocuklarının diğer yetişkinlerle ve diğer çocuklarla iletişime geçmesini seyrediyorlar. Çocukları yardım istediğinde yardım ediyorlar. Aceleci değiller. Yeni tanıştıkları bir çocuk ile derin oyun kurmasını beklemiyorlar.

* Kimi sadece anaokuluna göndermemeyi tercih ediyor. Kimi tıpkı ortaöğretimde olduğu gibi ilk öğretimde de açık öğretimi destekliyor. Okulsuzluğun diplomasızlık ile aynı şey olmadığını düşünüyorlar.

* Kütüphane ve müzeler uğrak yerleri. Biraz bedavacılar.

* Sanat veya zanaatte hoca-talebe ilişkisini önemsiyorlar. Bilginin edeple birlikte insandan insana akması gerektiğini düşünüyorlar.

* Kendi aralarında kurdukları bir takas ekonomisi var. Ve kanaat ekonomisi neredeyse hepsinin ortak noktası.

* Serbest oyunu destekliyorlar. Edindikleri oyuncaklar ve evleri bunu destekleyecek şekilde düzenlenmiş. Oyun terapisi hakkında sıklıkla konuşuyorlar.

* İlkokul mezunundan tutun da doktora seviyesini tamamlamış olana dek farklı bir eğitim seviyeleri var. Ebeveynlerin bazıları yetişkin olduktan sonra üniversite diploması almış.

* Sosyalleşmekten anladıkları aileleri, komşuları ve mahalleli ile görüşmek. Çünkü Zeitgeist.

*  Çocuğun kendini, özünü, duygularını tanıması ve fıtratla barışık olmasını önemsiyor ve bunun için gerektiğinde çocukların önünden çekilebiliyorlar.

Şimdiye kadar birçok aileyle tanıştım. Bakınız burası mühim, gözlemlemedim, tanıştım. Yukarıda çizilen çerçeveye elbette birebir uymuyor hepsi. Birçoğunda gördüğüm özellikleri maddelemeye çalıştım. Elbette bunlarla birlikte her ailenin kendine özgü yöntem farklılıkları var. Sirke yapmayınca olmuyor, İlla her ay müze gezilmeli gibi bir kaygıları yok. Ama sistemle ilgili zihni bir dönüşüm içine girdikleri için maddelerde sayılan eylemler gelip de buluyor onları. Sistemin dayattıklarına harcanan süre boşa çıkınca yerini üretkenlik ve hayata karışmak sancısı dolduruyor. En ilginç özellikleri ise herhangi bir dernek, vakıf, tarikat, cemaat, klik başlığı altında bir arada olmamaları. Onları birbirine yaklaştıran ebeveynlik yöntemleri temelinde aslında yaşam şekilleri. Çocuğunu çalıştırıp üzerinden para kazanan veya cahillikten okulu önemsemeyen ebeveynlerin sıklıkla duyulduğu kulaklara garip geliyorlar. Yolları açık olsun.