Oğul Kim, Baba Hangimiz? – Ali Ayçil

Oğul Kim Baba Hangimiz – Ali Ayçil
Bu yazıyı, otuz dokuz yaşında ölmüş bir adamın kırk beş yaşındaki oğlu olarak yazıyorum. Babam şimdi kalkıp gelse, şu yan tarafımdaki dinlenme koltuğuna otursa, ayak ayaküstüne atar, etrafındaki raflara göz gezdirir, hayatının çoğunu kitaplar arasında geçiren büyük oğluna muzipçe gülerdi. Gürültülü bir erkeklik çağında doğmuş olan ben, ne zaman, nerede, hangi şeytanın iğvasına uğradım da, gençliğimi bir masa başında heba ettim acaba. Dönüp sağıma, duvara yaslı koltuğa bakıyorum; gerçekten de saçları erkenden kırlaşmış bir adam oraya kurulmuş gülüyor işte; bıyıklarının altında düzgün, beyaz, sapasağlam dişleri var. Oysa benim dişlerim seyrektir. Şimdi dikkat ediyorum da ellerimiz de hiç benzemiyor birbirine. Babamın elleri daha iri, babam daha kaslı, babam gerçekten de bir babaya benziyor.
Ali Ayçil, küçücük yaşta yitirdiği babasının gidişini ve ardında bıraktığı dünyasını yazdı.