Köyün sosyal medyada yeniden doğuşu: Orda bir köy var Facebook’ta

Beyza Karakaya

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde… Uzak uzak diyarlarda bir köy varmış… Şehir merkezine 20 km mesafede de olsa bu köy fersah fersah uzaktaymış şehirden. Zira ulaşım sıkıntılı, iletişim yok denecek kadar azmış. Askere ya da gurbete gidenler, şayet senede birkaç sefer gidip gelen mektuplar sayılmazsa yıllarca haber alamazlarmış, ailelerinden, köylerinden. Belki bu yüzden köy yalnız bir türkü olurmuş gurbettekilerin dillerinde… Şanslılarsa belki bir fotoğraf karesine sığar, dolaplarını süslermiş köyleri…
Sonra elektrik gelmiş köye. Dünyayı evlerine sığdırdıklarını sanmış köylüler televizyonla birlikte… Akşam haberleri… Ardından İstiklal Marşı ve kapanış. Telefonun gelmesiyle birlikte muhtar odasından veya bakkal dükkânından sesler yükselirmiş: “Alo Santral…” Gurbet dediğin bir telefon uzaklığındaymış meğer.
Sonra cep telefonları çıkmış. İlk cep telefonunu “milyoner” almış köyde. Yeterli çekim gücüne ulaşılamadığından telefonla konuşmak için evlerin damlarına, ağaçların üzerine çıkar olmuş köy halkı. Sonra kapsama alanı ve dışı birbirine karışmış. Telefonlar, çekmesi için bırakılan pencere kenarlarından ceplere yerleşmiş. Önce bilgisayar sonra internet girmiş evlere çok geçmeden. Akıllı telefonlar ellerinden düşmez olmuş köy halkının.
Sosyal medya hesabı olmayanlar nüfus sayımına dâhil olamıyormuş artık. Köylerinin idari olarak tanınması için de köylerine ait bir Facebook sayfası açmaları şart olmuş. Böylelikle kimse yerinden kıpırdamadan köye dair tüm havadisleri alabilir olmuş… Muş da muş muş…
30 senede mektuptan mail’e ve hatta WhatsApp’a uzanan bir dönüşüm yaşadı köylüler iletişimde. Ama iletişimde başat rolü Facebook sayfaları oynuyor artık. Köylüler hem bireysel hem köylerinin hesapları sayesinde köyde “uçan kuştan” haberdarlar. Gurbettekiler köylerinden az önce ayrılmış gibi hissediyorlar.

Köyleri de kapsama alanı içine alan global köy
İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dünyanın global bir köy olup olmadığına dair tartışmalar başladı. Zira tüm dünya insanları aynı tüketim alışkanlıklarına sahipti. Aynı işlerde çalışıyor, aynı şekilde eğleniyorlardı. Bu da onları küresel bir köyün sakini yapmaya yetiyordu. Bugün Türkiye’de var olan irili ufaklı pek çok köy haberleşme, âdetlerini ve göreneklerini yaşatma, ölümlere yas tutma, doğumları ve düğünleri kutlama, geçmişleri yâd etme platformu olarak Facebook’u kullanıyor. Sanal köyün tüm sakinleri bu iletişim pratiklerini sergilerken aynı dili kullanıyor, aynı eğilimleri gösteriyorlar. Bu da irili ufaklı birçok köyün Facebook hesabının, aslında tek köy olarak okunabileceğine işaret ediyor. İrili ufaklı yüzlerce köyün sakini de yine tek sanal köy kimliğini üstleniyor. Bu sebeple şayet bir sosyolog bu iletişim pratikleri üzerine çalışacak olsa, tüm sosyal medya hesaplarını bir monografi çalışmasıyla inceleyebilir.

Köylerin yeni muhtarları sayfa adminleri
Muhtarlar köyün idari, resmî işlerinden sorumlu olmalarının yanı sıra sosyal ve kültürel işlerinde de önemli rol oynarlardı. Köyde sözü geçen, uçan kuştan haberi olan kişilerdi muhtarlar. Herkes onlara akıl danışırdı. Bugün muhtarlar yalnızca idari ve resmî işler ile sınırlandırılmış durumda zira köyün sosyal ve kültürel ilişkilerini o köyün Facebook sayfalarının adminleri yürütüyor. Mazide kalmış köy fotoğrafları, cenazeler, doğumlar, düğünler, sünnetler, köylülerin başarıları, belirli günler ve haftalar, hastalara geçmiş olsun ziyaretleri… Tarlasını ekip biçenlerin; ineğini koyununu güdenlerin fotoğrafları, nostalji zamanları, köyden manzaralar, köylülerin buluşmaları… adminlerin sorumluluk alanlarını oluşturuyor. Admin böylelikle köylülerinin sosyal medya “eğilimlerini” de öğrenmiş oluyor. Mahrem ya da kamuya açık her bilgi adminde toplanıyor

Yeni taziye çadırı olarak Facebook sayfaları
Adminlerin en önemli vazifelerinden biri hem köyde hem de gurbette yaşayan köylülerin ölümlerini ve cenazelerini sayfada ilan etmek. Bunu bir çeşit “sala” bilinciyle yapıyorlar. Köylüler de gönderinin altına hemen sanal taziye çadırı açıyorlar. Allah rahmet eylesinler, başımız sağ olsunlar sayfalarca uzayıp gidiyor. Müteveffayı yakinen tanıyanlar hatıralarını, yakınlıklarının boyutunu anlatıyorlar. Ölen kişi şayet gurbette ise köyüne hasret gittiğinden söz ediliyor. Eğer köyündeyse ve fakat taziyeye gelenler gurbette ise “Ah! Son bir kez görseydim ne olurdu” diye feveran ediyorlar. Diğer tüm sosyal ilişkiler gibi ölüm de sanal bir kurgu ile yaşanıyor köy sayfalarında.

Okuntu değil Facebook etkinliği
Eskiden köyde yaşayanlar düğünlerini “okuntu” ya da “oku” denilen sembolik bir hediye (havlu, gömlek, kumaş vs) ve davetiye ile ilan ederlerdi eşlerine dostlarına. Bugün Facebook’ta inşa edilen köylerde, düğünler Facebook etkinliği olarak kutlanıyor. Düğünü olan gençler Facebook etkinliği oluşturuyor, admin bu etkinliği sayfada paylaşıyor. Gelenler ve gelemeyenler ve “belki gelecekler” tebriklerini gönderiyor bu etkinliğin altına. Hayır dualar ve sanal aminler burada ediliyor.

Sıla-i rahimde yeni boyut: Gurbettekiler için canlı yayın
Köyden yolu gurbete düşenler senede bir kez gördükleri köylerini 7/24 canlı yayınla izleyebiliyorlar artık. Kim ne ekmiş, kimin mahsulü ne kadar iyiymiş, kim kimi evinde ağırlamış, kim hasta olmuş da koluna serum takılmış, kimin oğlu kimin kızına sevdalanmış, kim hangi okulu kazanmış, kim ölmüş kim kalmış… Köylerine dair her detayı öğrenebiliyor, iki çay arası yapılan dedikodu misali tüm havadisleri tüketebiliyorlar… Evlerinin konforunda yaptıkları bu sanal sıla-i rahim yolculuğu onları köylerine daha çok yaklaştırıyor mu yoksa uzaklaştırıyor mu bilemem… Fakat her geçen yıl “Bu yıl köye değil tatile gidelim” talepleri artıyor…