Dünya gençlerinin korkuları-Emir Karakaya

Dünya gençlerinin korkuları

Emir Karakaya

Değişim öğrencisi olarak geldiğim Tokyo’da, belki bir metropol sakini olduğumdan hayat temposuna alışmakta güçlük çekmedim. Ama gündelik hayat pratiklerini, sosyal hayatı, kültürel ve insanların hayata bakış açılarındaki farklılıkları yadsıdım ve alışmam epey zaman aldı ki hâlâ da tam manasıyla alışabildiğimi söyleyemem. Ama tüm bu farklılıkları en bariz hissettiğim vakit, 22 Kasım 2016 tarihinde, yani 2011 yılındaki 9 şiddetinde depremin de merkezi olan Fukushima’da 7,3 şiddetinde depremin yaşandığı anda saklı idi. Ben depremin ilk şokunu üzerimden attıktan sonra tıpkı Türkiye’de tatbikatlarda yaptığımız gibi “hayat üçgeni” aradım kendime. Sarsıntının akabinde okula gitmek için yola çıktım. Metroda, okulda kimse sarsılmış ya da korkmuş gözükmüyordu. Akşam yurda döndüğümde, yurt görevlisi olan çifte sabahki depremde masanın altına saklandığımı söylediğimde, kelimenin gerçek anlamıyla gülmekten yerlere yattılar. O an korkunun evrensel olabileceği gibi, bir kültürün bir hayat pratiğinin, öğrenilmiş “şeylerin” ürünü olduğunu anladım. Kaldığım yurtta, okulda çok farklı ülkelerden gelmiş arkadaşlarıma korkularını, korkularının kültürel mi evrensel mi olduğunu ve Japonya’ya geldikten sonra korkularında bir değişiklik olup olmadığını, sormaya karar verdim. Kimisiyle korkusunu sorarken tanıştık. Örneklemim küçük bir grup olsa dahi bu soruşturma esnasında, yabancıların -Avrupalı, Amerikalı, Uzak Doğulu, Afrikalı…- korkularıyla yüzleşmekte cesur olduğunu öğrendim. Hâlbuki Türkiye’de tanımadığınız birine korkusunu sorsanız, sizi “korkutur” önce bir güzel… Ben örneklemim yalnızca gençlerden oluşsun istedim ve bu istekle Tokyo Camii’nde Cuma vaktinde tanıştığım Kongolu Abdullah ağabeye korkularını sordum. Taş çatlasa 30’unda gözüken, Abdullah ağabeyin 56 yaşında olduğunu öğrendim. Ama yine de o genç görüntüsü için onu da bu soruşturmada muhafaza etmenin borcum olduğunu düşündüm. Yine her zaman alışveriş yaptığım Helal Market’in sahibi Sri Lankalı Mohammed ağabeyin oğlu dağları yüklenebilecek derecede kendinden emin 17 yaşındaki Mohammed’e de sordum korkularını… Dünya gençlerinin korkularında misafir olmak isterseniz buyurun…

 

Lazar Milovic, 23 yaşında, Sırbistan

Benim en büyük korkum bir hastalığa yakalanmak ve hayatımın geri kalanında bu hastalıkla yaşamak. Hep bundan korktum. Bu korku, evrensel olmalı. Dünyanın her yerinde insanlar hasta olmaktan, sağlıklarını kaybedip hayatını devam ettirememekten korkuyordur.

Japonya’da da bu korkum değişmedi. Ama tabii buraya bir araştırma için geldim, bunu bitirmek istiyorum, bu durum kaygılarıma bir yenisini ekledi.

 

Benjamin Villar, 24 yaşında, Amerika

Bir hastalığa yakalanmak… Ama bu hastalık bir fiziksel hastalıktan ziyade zihinsel bir hastalık. Yani sevdiklerini hatırlayamayacağın, kendini unutacağın bir çeşit hastalık, mesela Alzheimer. Bence fiziksel bir hastalık sahibi olduğunda insan zihninin yardımıyla bunun üstesinden gelebilir, ama eğer zihinsel bir hastalığa yakalanırsa bunun fiziksel güç ile telafisi olmaz. Bence dünyanın her yerinde insanlar aynı şekilde düşünüyorlardır, yani her insan sevdiklerini, geçmişini, kendisini hatırlayamamaktan korkuyordur. Japonya’ya geldim, burada farklı işler yapıyorum, ama bu korkum hâlâ var, sonuçta her yerde bu başıma gelebilir.

 

Hamin Jeon, 24 yaşında, Güney Kore

Benim için, benim yaşıtlarım için bir iş bulmak. Şu anda Kore’de bir iş bulmak oldukça zor, yani iyi bir iş bulmak… Ama ben bunun biraz Kore’ye has olduğunu düşünüyorum. 20’li yaşlara geldiğiniz anda Kore’de esas mesele iyi bir işe girmek oluyor. Çalışma şartları oldukça kötü, gelecek hiç parlak değil. O yüzden Samsung gibi büyük şirketlere giremediğimiz takdirde -ki bunlar da harika işler değil, sadece iyi durumdalar ve diğer daha küçük şirketler çok daha kötü durumdalar- isterseniz çok çalışın, akşamları fazla mesai yapın, yine de tatmin edici bir ücret alamıyorsunuz. Japonya’ya geldikten sonra da bu korkum değişmedi. Hâlâ aynı şekilde iş bulamamaktan korkuyorum. Japonya’daki hayatım ile ilgili herhangi bir korkum bulunmuyor.

 

Cheolwhan Yeom, 25 yaşında, Güney Kore

Benim iş bulma korkum var, ama bu korkum daha ziyade zorunlu askerlikten kaynaklanıyor. Ben Japonya’da çalışmak istiyorum. Ama vakti geldiğinde, yani mezun olduğumda Güney Kore’ye gidip askerliğimi yapmam gerekiyor. Askerlik de oldukça uzun olduğu için, ben buraya döndüğümde, mezun olan Japonlar benden daha genç olacak ben ise onlardan 2 yaş daha büyük olacağım ama hiçbir iş tecrübem olmayacak. Şirketlerin de daha genç ve dinamik mezunları tercih edeceğini düşünüyorum. Bu korku evrensel değil bana özgü, yani benim durumumdaki insanların sorunudur diye düşünüyorum. Çünkü ben Kore vatandaşıyım ve askere 2 yıllığına gitmem gerekiyor, ama Japonya’da yaşıyorum, burada iş bulmam gerek. O yüzden biraz benim durumuma özel olduğunu düşünüyorum.

 

Anshuman Rohella, 21 yaşında, Hindistan

İyi bir işe girememek. İstediğim kadar para kazanamayacak olmak. Hindistan’da herkeste bu korkunun olduğunu düşünüyorum. Büyük bir ihtimalle dünyanın her yerinde az ya da çok bu korku vardır insanlarda. Japonya’ya geldiğimde de bu değişmedi, geleceğim hakkında, iş bulamamak, iyi iş bulamamak ve yeteri kadar para kazanamamaktan hâlâ korkuyorum.

 

Wataru Kishida, 24 yaşında, Japonya

Sağlığımın bozulmasından endişe ediyorum. Ama fiziksel değil, zihinsel bir hastalığın başıma gelmesinde korkuyorum. Sağlık çok önemli bir şey… Fiziksel ve zihinsel hastalıklar belki yakın derecede kötü şeyler ama ben zihinsel olarak sağlıklı olduğumda hayatta olduğumu hissediyorum. Dünyanın değişik ülkelerinde önlenemeyen birçok hastalık var ama Japonya’da bu durum çok nadir, yani fiziksel hastalıklardan bahsediyorum. Japonya yaşlanan bir toplum olduğundan da sağlık problemleri daha çok zihinsel rahatsızlıklar olarak ortaya çıkıyor. Mesela şu an savaş içinde olan insanlar belki eşit derecede hem fiziki hem zihinsel sağlıklarından endişe ediyorlar, ama bu Japonya’da belki çoğunlukla zihinsel hastalıklardan korkma şeklinde kendini gösteriyor.

 

Mitchi Eala, 24 yaşında, Filipinler

Galiba hayatta hiçbir amacımın olmaması, bir yönümün olmaması en büyük korkum benim. Hiçbir şey yapmadan, hiçbir planım olmadan ne yaparım, hiç bilmiyorum; öyle bir durumla nasıl baş ederim, onu da bilmiyorum. Bu korku muhtemelen evrenseldir. Aynı korkuyu duyan arkadaşlarım var mesela. İnsanlar bence yapacak bir şeye, bir amaçlarının olmasına ihtiyaç duyuyorlar. Ama yapacak şeyin ve ulaşacak bir amacın olmadığı zaman bence çok korkutucu bir durumun içindesin demektir. Bu korkum Japonya’ya geldikten sonra da değişmedi. Ve bundan sonra da değişeceğini sanmıyorum.

 

Trung Hua Quoc, 31 yaşında, Vietnam

Aslında çok fazla şeyden korkmam ben. Belki şu anda tek bir endişem var, o da Japonya’ya geliş sebebim olan araştırmam. Bu, Japonya’ya gelince oluşan bir korku… Biraz da daha önce Almanya’da değişim programına katılmıştım. Orada önemli tecrübelerim oldu. Tecrübeme güvendiğim için Japonya ile alakalı ekstra bir korkum da bulunmuyor. Yabancı bir ülkede daha önce yaşadım, yani çeşitli durumlarla karşılaştığımda tecrübemin faydalı olacağını düşünüyorum.

 

Yu Liao, 23 yaşında, Çin

Hastalık. Grip falan değil büyük bir hastalık çünkü daha önce önemli bir hastalığa yakalandım ve bir yıl sürdü iyileşmem. Günde yirmiden fazla ilaç almam gerekiyordu, çok yorucuydu. Hem fiziksel hem de zihinsel yönden çok kötü duruma gelmiştim. Her zaman neden ben diye düşünüyorsun. Neden o kadar insan varken ben diye düşünüyorsun. Neden bu kadar uzun sürüyor iyileşmem diye düşünüyorsun. Yani o zaman benim için çok ıstıraplıydı ve şu anda da bu hastalığın ya da bu tür bir hastalığın tekrar başıma gelmesinden korkuyorum. Yani benim için hiçbir şey sağlığımdan önemli değil. Bu korku evrensel değil. Dürüst olmak gerekirse, eğer seni neredeyse öldürecek bir hastalığa yakalanmadıysan hiçbir şekilde anlayamazsın bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu. Bu hastalığa yakalanmadan önce hiçbir şey hissetmiyordum, hiçbir şeyden korkmuyordum. Hastalığa yakalanıyordum, hiç umursamıyordum bile mesela. Ama beni ölüme bu kadar yaklaştıran bir hastalık geçirdikten sonra bu tamamen değişti. Eğer yüzyıl önce doğmuş olsaydım ölecektim büyük ihtimalle. Benim düşünceme göre, sadece önemli hastalık geçirmiş insanlar anlayabilir bu korkuyu. Japonya’ya geldikten sonra da mezun olamamaktan korkuyorum. Çok baskı oluşuyor üzerimde. Üç yıllık yüksek lisans öğrencisiyim ve acaba mezun olamazsam ne olur diye korkuyorum. Üstelik bir de okul beni çok yoruyor, bazen uykumdan feragat etmek zorunda kalıyorum, bazen sadece üç dört saat uyuduğum oluyor. Aynı zamanda yine diğer korkumla bağlantılı olarak, eğer vücudum zayıf düşerse bir hastalığa yakalanabilirim diye korkuyorum.

 

Tomas Schlatter, 30 yaşında, İsviçre

Belki en büyük korkum ülkemin, şu an gayet uyum içerisinde, güvenli bir ülke olmasına rağmen, bir gün Orta Doğu’daki, Suriye gibi ülkelerin durumuna düşmesi… Çünkü bu mümkün ve hiçbir zaman bir gün olmayacağının garantisi yok. Bu korku evrensel değil. Çünkü ben insanların çoğunun, savaşın herkesin başına gelebilecek bir şey olduğunu unuttuğunu düşünüyorum. Özellikle Avrupa’da ama 60 yıl önce savaş gündelik bir olaydı ama şu anda 1950’lerden sonra doğmuş insanlar için savaş tarih kitaplarında ya da televizyonda haberlerde gördükleri bir şey hâline gelmiş durumda.

Japonya’ya geldiğim için değil ama şu anda yaşlandığım için, 30 yaşındayım, sanki kariyere başlama zamanını kaçırmak üzereyim gibi hissediyorum ve acele etmem gerektiğini düşünüyorum.

 

Herre de Bondt, 21 yaşında, Hollanda

Gelecek için doğru kararları alamamak. İstemediğin bir işe sahip olmak. Çok parada gözüm yok, sadece rahat bir hayat sürebilmek istiyorum. Doğru kararları alamamak ve fakir bir hayat sürüyor olmaktan korkuyorum. Bu korkum ülkeme has değil, çünkü Hollanda’da sosyal güvenlik sisteminin oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Bence herkes farklı şeyden korkar ve evrensel de değil bu yüzden. Neden korktuğun kültürüne ve nerede yaşadığına göre değişir. Japonya’ya geldiğim için daha da arttı bu korkum, belki değişmedi ama daha yoğun bir hâle geldi.

 

Avery Green, 22 yaşında, Amerika

En büyük korkum hiçbir zaman mutlu olmadan yaşamak… Hayatımda sürekli mutsuz olmak en büyük korkum… Çünkü mesela babamın maddi durumu çok iyi ama mutlu değil. Babama bakınca da mutlu olamamaktan korkuyorum. Herkesin farklı korkuları var ama sonuçta hepsi mutlu olmama korkusuna çıkıyor. İnsanlar fakir olmaktan korkuyor ama sonuçta bu seni mutsuz yaptığı için korkuyorsun. Yani dünyanın her yerinde insanlar mutsuzluktan korkuyorlar en nihayetinde… Ve bu yüzden evrensel…

 

Samuel Verboomen, 22 yaşında, Belçika

Sevdiğim insanların ölmesinden gerçekten çok korkuyorum. Umarım bu korku evrenseldir. Ama belki sevdiğim insanlar öldüğünde aslında ben de öldüğüm için bu bana özel bir korku da olabilir.

 

Tiffany Nguyen, 22 yaşında, Kanada

Ölüm birincisi ve ikincisi de insanlar tarafından unutulmak ve yapayalnız kalmak. Çünkü aslında yapayalnız bir hâldeyken ölmek istemiyorum. Bunun evrensel olduğunu düşünüyorum ve bence dünyanın her yanında birçok insan ölmekten ve yalnızlıktan korkuyordur. Japonya’ya geldikten sonra bu korkularım çok değişmedi. Ama belki buraya geldikten sonra ailemden ve ülkemden uzakta olmam, bu yalnızlık korkusunu daha da artırmış olabilir.

 

Amanda Bui, 22 yaşında, Amerika           

Nefret edilmekten korkuyorum. Şöyle, insanlar beni umursamazlarsa sıkıntı yok, ben de onları umursamam. Ama kimsenin benden nefret etmesini istemem. İnsanların varlığımdan rahatsızlık duyacakları bir pozisyonda olmayı istemem. Bu korkum, evrensel olmalı çünkü kimse nefret edilmek istemez. Aslında Japonya’ya gelmek, işleri daha kolaylaştırdı benim için. Çünkü ben burada bir yabancıyım, yani burada daha çok nefret edilmem için bir sebep yok.

 

Erica Manna, 25 yaşında, İtalya

Bu kadar çalışıp çabaladıktan sonra hayatımdan tatmin olamayacak olmaktan korkuyorum. Bu bir işten tatmin olamamak olabilir, hayattan genel anlamdan tatmin olamamak olabilir. Bunun evrensel olmadığını düşünüyorum, belki biraz da çok çalışmayı seven bir insan olmadığım için böyle bir korkum var, o yüzden evrensel bir korku olmadığını düşünüyorum. Bana ait bir korku olabilir. Japonya’ya gelişim bu korkuya ekstra bir korku eklemedi ama sonuçta buraya gelmeyi çok önceden beri istiyordum, hep hayalimdi yani. Şu anda geldiğime göre hayatımda planladığım bir şeyi başardım anlamına geliyor yani biraz rahatlatıyor beni buraya gelmiş olmak.

 

Haruka Yoshida, 23 yaşında, Japonya

İki korkum var birincisi kariyer gibi nedenlerden dolayı zamanında evlenemeyip çocuk sahibi olamamak. Bu korkunun evrensel olduğunu düşünüyorum ama bence Japonya gibi gelişmiş ülkelerde daha yaygın bir korku bu. İkinci korkum ise Tokyo’da çok büyük bir deprem olması çünkü uzmanlar Tokyo veya çevresinde çok büyük bir deprem olursa Fuji dağının da faaliyete geçebileceğini söylüyor ve bu Japonya’nın sonu olabilir belki de. Bu korku, Japonya’ya ait bir korku bence ve insanlar bu şekilde bir depremin olmasından gerçekten çok korkuyor ve benim için de farklı değil.

 

Sacha Vandermeeren, 33 yaşında, Belçika

En çok kendim olamamaktan ve yozlaşmış olmaktan korkuyorum. Bu korkunun dünyanın her yerindeki farklı kültürlerdeki insanlar tarafından da hissedildiğini düşünüyorum. Bu Japonya’ya geldikten sonra da değişmedi, sonuçta yine aynı korkularım devam ediyor.

 

Pierre-Luis Lugiery, 20 yaşında, Fransa

Ben çok kötü çalışma şartlarımın olmasından korkuyorum. Bunların içinde evimden işime çok uzun süre yolculuk yapmak, çok kötü birinin patronum olması, çok uzun mesailer, düşük maaş, sıkıcı iş gibi şeyler olabilir. Bir de tabii ki ailemden birinin önemli bir hastalığa yakalanmasından korkuyorum. Belki iş ile ilgili korkum, benim gibi orta sınıf eğitimli Parisli gençlerde yaygın olabilir, yani bu evrensel bir korku da olabilir, şayet diğer ülkeler de benzer şartlarda iseler. Ama kötü bir iş benim için en az işsizlik kadar kötü bir şey. Japonya’ya geldikten sonra belirgin bir korkum oluşmadı ya da korkumda bir de değişme olmadı. Bir de genel olarak içtiğimiz sudaki, yediğimiz yiyeceklerdeki, topraktaki ve havadaki zehirlerden tedirginlik duyuyorum.

 

Abdullah İbrahim, 56 yaşında, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Fransızca öğretmeni

Savaştan korkuyorum. Çünkü bazen hayatımızı, bazen sevdiklerimizi, bazen sağlığımızı kaybederiz. Bu korkunun evrensel olduğunu düşünüyorum; çünkü nihayetinde savaş her yerde çıkabilir. Japonya’ya geldiğimde bu şöyle değişmiş olabilir, Japonya huzurlu bir ülke. Benim ülkemde hep etnik tansiyon var ve bir şekilde bu tansiyon, iç savaşa çok rahat dönüşebiliyor. Japonya’da ise o kadar belirgin ve farklı etnik gruplar yok, yani iç savaş gibi bir korku da yok. Afrika’dan çok daha barışçıl.

 

Mohammed Rimsan, 17 yaşında, Sri Lanka

İş koşulları ne olur ileride diye korkuyorum. Geçim kaygım var, diyebiliriz yani. Çünkü sorumluluklarımız var sonuçta burada çalışıp ailemize para gönderiyoruz, onlara da bakıyoruz, bu konuda düzenli bir gelirimiz olur mu olmaz mı ondan endişe duyuyorum. Bunun evrensel olmadığını düşünüyorum. Bazı ülkelerde bu tarz koşullar var yani mesela Sri Lanka çok fazla göç veriyor. İnsanlar Avrupa’ya başka ülkelere çalışmak için gidiyorlar. Japonya’ya geldiğimde daha da kolaylaştı her şey benim için, korkum azaldı, diyebilirim Japonya’ya geldikten sonra.

Md. Omar Faruk Rasel – 33 Yaşında Bangladeş

Dürüstlüğümü ve haysiyetimi kaybetmek en büyük korkum diyebilirim. Aynı zamanda buna paralel bir şekilde insanların benim hakkımda olumsuz bir fikre sahip olmasını istemem. Ülkemdeki birçok insanın aynı şekilde düşündüğünü, aynı korkulara sahip olduğunu söyleyebilirim. Büyük ihtimalle diğer tüm ülkelerdeki insanlar da aynı şeylerden korkuyorlardır ama kesin bir şey söyleyemiyorum bununla ilgili. Japonya’ya geldikten sonra yeni bir korkum oluşmadı. Hatta belki Japonya’da bu korkularım bir nebze olsun azaldı.