Devletin fotoğrafları-Mustafa Çiftci

“Vesika demek evrak demektir. Evrak demek devlet demektir. Devlet işi oyuncak değil. Kravatını düzgün bağla. Bu renk göyneği nişanlın mı aldı? Şekerpınar minibüsü gibi parlıyorsun. Bu fotoğraf devlet katına gidecek. Belki müdür makamına gönderilecek. Bu göyneğe kravat takılmaz. Takılsa bile uygun düşmez. Biraz kendinize gelin. Harman yerinde değilsiniz.”

Fotoğrafçı, tahtaya sözlüye kalkmış çocuğu azarlar gibi, terlikle anne dayağı atar gibi hem söylenir hem müşterinin gömleğini, ceketini ayarlar. Vatandaş zaten alışık olmadığı bir işi yaptığından tedirginken bir de fotoğrafçının sözleriyle iyice terler. Fotoğrafçı bir yandan makineyi ayarlar. Bir yandan konuşur. “Bana bakma makineye bak. Aha tam şuraya!”  Fotoğrafçı vesikalık fotoğraf çekmeyi bir nevi devlet hizmeti gibi görür. “Bu fotoğraf, gör ki hangi masalara uğrayacak. O sebepten her bir şeyi nizami olmalı. Bizim milletimize kravat deme de ne dersen de. Hâlbuki bir medeniyet işidir bu. Gözünü kırpma hemşerim. Yahu öyle ışık görmüş tavşan gibi de açma. Evde nasıl aynaya bakıyorsan öylece bak. Bu fotoğraf da bir nevi aynadır. Aynadan saklı gizli işin olur belki ama fotoğraftan olabilemez.”

 

Devamı Nihayet Ağustos’ta…