Beyza Karakaya:Instagram’da evcilik oynayan kadınlar

Bayram yeri Instagram
Facebook ve Twitter’ın ardından 2010 yılında kurulan ve son yıllarda kullanım oranı bir hayli artan sosyal medya platformu Instagram katılımcılar için bir sahnedir. Herkesin ne kadar mutlu olduğunu, neler yediğini, nerelere gittiğini “sunduğu”, çocuklarının ne kadar akıllı ve tatlı olduğunu cümle âleme gösterdiği bir sahne… Instagram bir nevi bayram günüdür. Her şey tatildir. Tüm dertlerden sıkıntılardan azadedir… Ülkecek hangi zor zamandan geçersek geçelim Flash TV’de durmadan halay çeken ahalidir, Instagram ahalisi de… Herkes kendi temsilini yazarken Instagram’da, prensesler de kendilerine pembe ile bezenmiş bir temsil kurarlar. Yazarlar ve oynarlar… Prenses nedir? Pembe ile bezenmiş bir temsil nasıl kurulur diye merak ediyorsanız, birlikte prenseslerin Instagram’daki pembeye bezenmiş dünyalarına yakından bakalım.

Bilinçaltının derinliklerindeki pembe oyuncaklı bavul
Barbie bebekler, Sindy bebekler, pembe bebek evleri, pembe plastikten ocaklar, tencereler tavalar, fincanlar… Şayet 90’larda yaşamış bir kız çocuğu iseniz veya 90’larda çocuk olmuş bir kız kardeşiniz varsa, manzara size tanıdık gelecektir. Hemen hemen her evde olan milli kareli koltuğun yanı başında yükselen pembe, pespembe, tozpembe, şeker pembe bir dünya… Ve o pembenin tonlarıyla bezenmiş dünyanın hâkimi “prensesler…”
Prenseslerin inşa ettiği şeker pembesi dünyada kurgusu da rolleri de değişmeyen bir oyun vardır. Nereye giderseniz, hangi prensesin şeker pembe dünyasına dâhil olursanız olun standart beden bu rol, replikleri ve sahneleri ile birebir aynıdır. “Ben anneymişim, sen de baba. Sen işe gidiyormuşsun, ben yemek yapıyormuşum. Sen işteyken komşular geliyormuş… Sonra sen işten geliyormuşsun, yemek yiyormuşuz.” Prenses daha o zaman inşa ettiği pembe dünyada “muş” gibi yapmayı, “oynamayı” öğrenir. Sonra pembe dünya yavaş yavaş solmaya başlar. Okul, dersler, sınavlar derken… Pembeli dünyadan çıkar prenses. Hayatının bir dönemi olarak hatırlar yalnızca. Fakat tüm prensesler aynı reaksiyonu göstermez. Bu şeker pembesi dünyaya doyamamış, aklı bu dünyada takılı kalmış prensesler de vardır. Onlar Barbie’leri, Sindy’leri, pembe tavaları, tencereleri bir bavula toplar; prenses kostümüyle birlikte bilinçaltlarının derinliklerine saklarlar.
Zaman geçer, prenses evlilik hazırlıklarının hayatının tamamını kapsayacağı bir döneme girer. Çocukken bilinçaltının derinliklerine sakladığı bavulu alır, prenses kostümünü giyer ve kendisi için yeniden inşa ettiği pembe dünyaya doğru yola çıkar. Bu pembe dünyada rolleri değişmeyen oyununu sergilemek için “muş” rolünü benimseyecek yardımcı oyunculara ve onların kurguladıkları bu oyunu izleyecek seyircilere ihtiyacı vardır fakat. Bu sebeple kendisi için hazırlanmış replikleri bir kez daha çalışır ve sonra nefes almadan oynamaya başlar. Goffman kişinin “sırf çevresindekilere, onlardan almak istediği belli bir tepkiyi sağlaması muhtemel bir izlenim vermek amacıyla, ince ince hesaplanmış eylemlerde bulunarak kendini ifade etmesini” performans olarak nitelendirir. Belli bir katılımcıyı ve performansını referans noktası olarak alırsak, diğer performanslara katkıda bulunanlardan seyirciler, gözlemciler veya diğer katılımcılar olarak söz edebileceğimizi ifade eder.
Dilerseniz prenseslerin kurguladıkları oyunlara, sergiledikleri performanslara yakından dâhil olabilmek, onların performanslarına katkıda bulunan seyircileri, gözlemcileri ve diğer katılımcıları yakından tanıyabilmek için prenseslerin evlerinde misafir olalım. Fakat misafirliğimiz esnasında lütfen ani hareketlerden kaçınalım. Zira herhangi bir ani hareket bizim bu pembe dünyada ebediyen mahsur kalmamıza yol açabilir…

Devamı Nihayet Mayıs’17 sayısında…