Türk tipi kabalık ve nezaket

Her toplumun kendine has bir kültürü var. Yemek alışkanlıkları, temizlik anlayışları, trafik, komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri ülkeden ülkeye değişiyor. Toplumların milli mizacı davranışlarına yansıyor. Bizler de Türk toplumu olarak, bir olay karşısında ya gereğinden fazla nazik olabiliyor ya da lüzumsuz bir kabalık içinde tepki verebiliyoruz. Türk tipi kabalık ve Türk tipi nezaket dendiğinde aklınıza neler geliyor? Bu soruları farklı yaş ve meslek gruplarından çok sayıda insana sorduk. Seçtiklerimizi sizinle paylaşıyoruz.

Lokman Ayva
Politikacı, 50
İri vücuduyla sağdakine soldakine dikkat etmeksizin, insanlara çarpa çarpa yürünmesi, trafikte başkasının arabasının önüne kırarak öne geçmenin marifet sanılması. Özellikle kamuda, “Abi, öyle bir işim var ki, sabahtan akşama kadar yatıyorum” bir başka ifadeyle “Senin vergilerini çıtır çıtır yiyorum, bir de gelip sana böyle anlatıyorum” denilmesi.
Not sistemi çan eğrisi ile yapılan bir okulda sınavlarda arkadaşa kopya verilmesi, sınavdan düşük not alan öğrenciye öğretmeninin iyilik olsun diye fazla not vermesi… Kör birisine sanki aynı zamanda sağırmış gibi bağıra bağıra konuşulması. Herkesin gördüğü yerde engellilere yardım edip, kalabalıklar bitince, “Benim işim var” deyip yarı yolda bırakılması.

Semanur Sönmez Yaman
Haber Müdürü, 42
Sokakta saygısızca bağırarak telefonla konuşulması, tanışır tanışmaz karşısındakine “sen” diye hitap edilmesi.
Kadınların mantı, gözleme gibi el ürünü şeyler yapıp yetimlere, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olması.

Ahmet Cihat Kahraman
Mühendis, 29
Ucuz menfaatler uğruna (aynı gemideki diğerlerinin) hakkına tecavüz edilmesi. Mesela yolcuların inmelerini beklemeden metroya binilmesi, aynı kişinin metrodan inerken bu şekilde davrananlara ahlak dersi vermesi.
Kendi canını acıtırcasına, yemedim yedirdim, giymedim giydirdim kabilinden fedakârlık yapılması.

Devamı Nihayet Eylül sayısında…