En büyük hayal gelin olmak, evlenmek değil!

En büyük hayal gelin olmak, evlenmek değil!

Bazı haberler çağın ruhunu zapt etme potansiyeli taşır. 21. yüzyılda önceliğin evlilik değil merasim olduğunu imleyen iki haberi paylaşmak istiyorum sizlerle.

Birinci haber 2014 yazından: Bir coğrafya öğretmeni hiç bir masraftan kaçınmayarak bütün ritüellerine uyulan bir düğün töreni organize eder. Damat hariç düğüne dair bütün ‘hayallerini gerçekleştirdiği’ bir kır düğünü.

Kendisine bir kır düğünü hediye eden öğretmenin ‘eylemi’, “Tek taşımı kendim aldım/Tek başıma kendim taktım” şarkısına yapılmış klip çekimi gibiydi.

Coğrafya öğretmeni damatsız da olsa ‘hayallerini gerçekleştirmiş’, arkadaşları ve öğrencilerinin velileri de onun ‘hayalleri’nin gerçekleşmesi için ellerinden geleni yapmışlardı.

İkinci haberimiz 2015 yazından bir sanal düğün karesi.

Down sendromlu genç kızın ‘en büyük hayali gelin olmak’. Annesi kızının ‘büyük hayali’ni gerçekleştirmek için yaşadığı beldedeki Gaziler Derneği’ne müracaat ediyor, müracaatı kabul görüyor ve genç kız için damatsız düğün organize ediliyor.

Boş bir düğün salonu, sahnede bir masa, masada tek başına oturan gelinlikli bir genç kız. Genç kız masadan davetlilere el sallıyor, boş duran damat sandalyesine sanki damat varmış gibi başını dayayarak poz veriyor; öğrenilmiş pozlar eşliğinde sonsuz bir karenin içine demir atarak gülümsüyor.

Dört katlı düğün pastasını kesiyor genç kız, bıçağı sanki yanında damat varmış gibi tutuyor, sonra sanki damat yediriyormuş gibi kendine pasta ikram ediyor, sonra dans ediyor olmayan damadın kollarında.

O esnada davetlileri görüyoruz. Başı örtülü bir anne, başı örtülü bir hanım daha. Toplam yirmi-otuz kişi civarında olan davetlilerin diğerleri ‘modern’ kadınlar.

Yüksek volümde çalan şarkılar eşliğinde anne “Kızınız mutlu mu?” sorusuna cevap veriyor: “Mutlu olmaz mı? En büyük hayali gelin olmak idi. Oldu.”

Gelin olmak için evin perdelerini kesip bürünen engelli genç kızı annesi böyle yatıştırmak istemiş, çaresizliğine böyle bir derman bulmuş. Fakat bu hikâye sadece yakınları ile sınırlı kalmamış. Damatsız düğün hikâyesi bütün haber kanallarında, videosu sosyal paylaşım sitelerinde…

Genç kız için, ailesi için, düğünü organize edenler için bu kadar ‘paylaşım’ bir başarı olarak görülüyor belli ki.

Dosyamızın kapağını iki uç haber üzerinden açtım. Çünkü ifratın taşkınlığı normalin yolunu keser çoğu zaman.

Bazı genç kızların tek hayali gelin olmak.

Bazı kızların niyeti ise iyi bir evlilik yapmak. Tek hayali gelin olmak olanlar ne yapıp edip bu hayallerini gerçekleştiriyor. Damatlı ya da damatsız.

İyi bir evlilik yapmak isteyenlerin durumu giderek daha da zorlaşıyor.

Tek hayali gelin olmak olanlar için bütün mesele fotoğraflarda en güzel en değişik pozları vermiş olmak ve verilen pozların sosyal medyada paylaşılması. Çünkü ne kadar paylaşım o kadar başarı. Ne kadar ‘like’ o kadar mutluluk.
Oysa bir fotoğraf karesinde buluşmak neredeyse imkânsızdır.

Görme Biçimleri’nin unutulmaz yazarı J.Berger fotoğraf için şunları söyler: “Fotoğraf öyle bir buluşma noktasıdır ki, orada fotoğrafçının, fotoğraflanan şey ya da kişinin, fotoğrafa bakanın ve fotoğrafa bakanların çıkarları genellikle birbirlerininkiyle çelişir. Ve bu çelişkiler, fotografik görüntünün doğal belirsizliğini ya gizlemeye ya da arttırmaya yarar.”

J.Berger’in fotoğraf için söylediklerini paylaşım sitelerindeki videolar için de söylemek mümkün.

Paylaşanın maksadı ile seyredenin maksadı pek nadir bir araya geliyor. Paylaşanlar, olmayan bir âlemde var olmak ise eğlenmek için ‘like’lıyor, bir anlamda varını yoğunu paylaşıyor seyredenler.

Sosyal paylaşım siteleri ile birlikte gündelik hayatımızın pek çok cephesi gibi düğünlerin anlamı, önemi, düzeni de baştan aşağı değişti.

Bütün çaba ve gayret ‘en farklı’ gelin olmak uğruna harcanıyor. Kazanan elbette ‘fark’ı pazarlayanlar oluyor. Düğünden geriye evlenmeyi değil eğlenmeyi tercih edenlerin yorgunluğu, ‘en mutlu gün’e şahit olmak için davet edilmiş tanıdıkların şaşkınlığı kalıyor.

Bu, meselenin ‘görüntülenen’ boyutu. Bir de hakikati var. Nihayet olarak hem ‘görüntülenen’ düğünleri hem de evliliğin hakikatine varanları getirdik huzurunuza.

Fatma Barbarosoğlu01