Dünya devrimini bekliyor, insanlar masallardan medet umuyor!

Dünya devrimini bekliyor, insanlar masallardan medet umuyor!

Malumunuz, 23 Nisan’da ülkemizde bütün makamlar çocuklara terk edilir. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı.

Biz de Türkiye’mizin “yarının büyükleri” geleneğine uyduk ve bu ay hikâye tartışmamızı çocuklara bıraktık. Onlar da başlarında hocaları ile birlikte  pek çoğumuzun aşina olduğu “Çizmeli Kedi” masalını tartıştılar.

Tartışmayı zevkle okuyacaksınız. Sadece okumakla kalmayıp, çocukların bakış açısına ve masalı tartışma biçimine de şaşıracaksınız.

Bu çocuklar ayda iki defa anneleri ile birlikte okuma saatine katılarak edebî zevklerini geliştiriyor. Masal onlar için çocukluklarına geri dönmek anlamına geliyor. (Yaş ortalamaları 12, bu yaşta çocukların kendisini ne kadar büyük hissettiğini umarım unutmamışsınızdır.)

Bu tartışma üzerinden, çocuklarıyla birlikte ortak zaman idrak etmekte zorlanan  anneler için de iyi bir izlek sunduğumuzu düşünüyoruz.

Nisan sayısı için öykü tartışma sayfamızı bir masalı tartışmak üzere çocuklara bırakmayı, Ocak ayı toplantısında kararlaştırmıştık. Algıda seçicilik bahsi ile açıklayamayacağımız bir şekilde, Mart ayından itibaren kitap fuarından, günlük ilan panolarına varıncaya kadar her yerde karşımıza ya masal, ya da “bir varmış bir yokmuş” ibaresi çıktı.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de  büyüklerin katıldığı masal atölyelerine rağbetin arttığını fark ettik.

Bütün dünyada bir taraftan kaygı artıyor bir taraftan masala olan rağbet.

Mart ayından itibaren dünya sinemalarında masallara dair pek çok film vizyona girdi.

İnsanlar niye masal dinlemek istiyor?

Post modern çağ “yaşasın kötülük” diyor. Oysa  hem çocuklar hem büyükler, masalların kalbimize mayalamış olduğu “iyiler her zaman kazanır” ilkesini, hayatın içinde görmek istiyor.

Dolayısıyla Nisan sayımızı hazırlarken derginin harcı olarak “iyiler her zaman kazanır” ilkesini merkeze aldık. Bütün yazılarda iyiliğin ve gayretin bir şekilde kazandığını göreceksiniz.

Bir varmış bir yokmuş… Masalların giriş cümlesi. Ve aynı zamanda hayatın bitiş cümlesi. Daha doğrusu gidenin arkasından söylendiğinde, dünyanın en anlamlı cümlesi. Hayat böyle; bir varmış bir yokmuş.

Kim varmış, kim yokmuş…

Gidenler gidiyor; ama amel defterini açık bırakanlar, var olmaya, bizimle yaşamaya devam ediyor.

Kapak resmine gelince….

Çeşitli ortamlarda iyiliğin resmini sordum okuyucularımıza. İyiliğin resmi olarak genellikle şefkat ve merhamet bahsinde değerlendirilebilecek fotoğraflar paylaştılar.

Neden böyle oldu?

İyilik bir resim olarak paylaşılabilecek bir şey değildir çünkü. İyilik şefkatin ve merhametin harcında bulunan nurdur, ışıktır.

Evet iyilik bir ışıktır. İyilerin yüzünde bir ışık vardır daima. Eskiler kalbinin ışığı yüzüne vurmuş derdi.

O ışığı, nurdan yana nasibi olanlar fark edebilir yalnızca.

Kapak çalışmamızda değerli mimar Okan Karakaş’ın ışığı ve durgunluğu ile, iyilik böyle bir resimdir, çağrışımı yapan fotoğrafından yola çıktık.

Fatma Barbarosoğlu