HEPİMİZ BİRAZ BAĞIMLIYIZ

Bağlılıkla bağımlılık arasında ince bir çizgi var. Bağlılık, sadakat göstermek ve bağlı olunanla mukayyet olmak anlamına gelirken, bağımlılıkta marazi ve gayri iradi bir şey var. Bağımlılık, bizim kendisinden vazgeçmeyi dileyebileceğimiz bir tutsaklığı, şöyle ya da böyle içeriyor.
Bağlı olduklarımıza bağlı kalmayı biz seçebiliriz. Aklımızla ve kalbimizle bu bağlılığın kazançlarını ve katkılarını tartabiliriz. Bağımlılıkta ise, tartma melekemiz dumura uğrar, kazanç ve kazanım fikrini takip edemez ve nihayetinde bir tür gözbağcılığa düşmüş biri oluveririz.
Bağımlılığın, uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerle ilgili olanı en çabuk akla geleni. Bu maddelerin terkiplerindeki bazı unsurların bizi bağımlı kıldığını, fizyolojik olarak bizi kendisine bağladığını biliyoruz. Buna mukabil, içerdiği bir madde sebebiyle olmamakla birlikte bizi yine de kendisine bağımlı kılan şeyler var. Mesela artık yeni bağımlılık tiplerinden olmak üzere, ekran bağımlılığından da söz edebiliyoruz. Günde dört saatten fazla ekran karşısında olan bir kimsenin bağımlılık sınırlarında gezindiğini de uzmanlar söylüyorlar çoktandır. Bu tip bağımlılıkta etken olan, ekranın-sosyal medyanın bizim psikolojik bir ihtiyacımızın, hemen her zaman yapay bir şekilde karşılamayı vadediyor olması.
Sadece sosyal medya ve ekran bağımlılığı değil, ilişkilerin çarpık biçimde kurgulanması ve sağlıklı bir yorumlamaya tabi tutulmaması sebebiyle ortaya çıkan başka ve yeni türde, kimi cinsel, kimi duygusal bağımlılıklar da gündemde.
Bu manzara biz modernlerin bu tür psikolojik tehditler karşısındaki savunma mekanizmalarının da ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Modern insan, giderek naif, çocuk akıllı, güdülenmeye daha yatkın, yönetilmeye daha meyyal oluyor. Oysa bize yüz yıldır bunun tam aksi söyleniyordu.
Bu sayımızda, yeni bağımlılıklara ve eski bağımlılıkların bazı yeni yüzlerine yakından bakmayı denedik. Önemli yazılar ve söyleşilerle karşınızdayız. Hepimizi Allah kurtarsın, diyoruz.