Doktor |Hasta |İlaç
Tıp etiğini düşünmek

Şöyle oluyor: Batı’da bilimsel ve teknolojik bazı gelişmeler, gündelik hayatta köklü değişimlere yol açıyor. Mesela embriyoların dondurulması ya da klonlama artık mümkün hâle geliyor ve bu imkân, o güne kadar hesaba katılmayan bazı ahlaki sorular doğuruyor. Filozoflar ve ilahiyatçılar bu değişimlerin ahlaki ve dinî sonuçlarını tartışmaya devam ederken, başka bazı köklü değişimler oluyor. Bu sefer onları tartışmaya başlıyorlar ama hoop çoktan yeni buluşlar yeni tartışmalarla gelmiş oluyor. Yakala yakalayabilirsen.
Sonra şöyle oluyor: Batı’da yapılan bu buluşlar bizim dünyamıza, daha biz onları tartışmaya fırsat bulamadan, piyasanın ve pazarlamanın marifetiyle, yüz altmış kilometre hızla dalıyor. Eğer dinin bu meseleler hakkında neler söylediğini kafamıza takanlardansak, en acil tarafından bir fetvaya ihtiyaç duyuyoruz. Suni döllemeyle ilgili bu en son tekniği kullanabilir miyiz acaba diye düşünüyoruz. Acaba yoğun bakımda yatan babamızın yaşam destek ünitesindeki fişini çekmek için daha ne kadar beklemeliyiz? Peki ama bu fetvayı veren mercilerin, bu yenilikleri, içerdikleri zihniyetle ve eklem yerleriyle kavramaları mümkün mü acaba? Her biri kendi içinde biricik olan, her birinin psikolojisi, şartları bir diğerine benzemeyen olayların hepsi için birden genellemeci hükümler vermek ne kadar yerinde?
Şöyle olacak: Elbette, modern tıbbın ve biyolojinin alıp başını gitmemesi ve bizi de bir süre beklemesi için ricacı olamayacağız. Bilim bilimi, piyasa bilimi, bilim piyasayı besleyecek ve biz her gün “hadi canım”, “yok artık” nidalarıyla olup biteni izlemeye devam edeceğiz. Hastaneler hemen o cihazları temin edecek, doktorlar bu yeni ilaçları önerecek, ekranlara çıkanlar bizi bu yeni buluşa psikolojik olarak hazırlayacaklar.
Şöyle olsa: Tıpta olup biten yenilikleri, tıpçılar kadar felsefecilerimiz, ilahiyatçılarımız da takip edebilse; filozof tıpçı, tıpçı ilahiyatçı gibi çok yönlü âlimler ve düşünürler çıkarsak…
Dosyamızdaki söyleşi ve yazıları okumadan bu mümkün mü demek için acele etmeyin, derim.

Ahmet Murat