KOKU İMPARATORLUĞU
Uçsuz bucaksız, sessiz ve derin

Çok güzel ve bir o kadar da dervişane bir bilmece var:
Veren verdiğin bilmez
Alan aldığın bilmez
En latif hediyedir
Hiçbir göze görünmez.
Bilmecenin cevabı “güzel koku”. Ne güzel kokuyu etrafa yayan, bir şey verdiğinin farkındadır ve dolayısıyla bir külfet altına girmiştir ne de bu kokuyu alan, bir şey aldığının farkındadır ve kendisini minnet altında hisseder. Ortada bir hediye vardır ama çok latif, çok hafif, çok zarif bir hediyedir. Çünkü ortada ne bir yorulan vardır ne de yoran. Hediye göze görünmemekle kıymetten düşmemekte, aksine kıymeti de artmaktadır.
Kokunun hem gücünü hem de hayatımızda işgal ettiği, doldurulamaz ama bir o kadar da gizli yeri bu kadar güzel anlatan pek az ifade vardır. Kokunun gücü sirayet etme kabiliyetinden kaynaklanıyor. Kapıları aşıyor, pencereleri açıyor, ruhu harekete geçirmenin ya da hafızayı uyandırmanın bir yolunu buluyor. Bir olayı yaşarken aldığımız koku, hafızamızda o olayın etiketi hâline gelebiliyor. Dergimizin “Belli Belirsiz Şeyler” bölümünde, o ayki konuğumuza sorduğumuz kokuyla ilgili soruda olduğu gibi, bazı kokular
hayat boyu yakamızı bırakmıyor.
Kokunun sadece psikolojik değil sosyolojik boyutları da var elbette. Kokuların üzerinden toplumsal alışkanlıkların ve hayat tarzlarının değişimlerini takip etmek bile mümkün. Sadece görünen dünyanın değil, görünmeyen ve daha latif olan dünyanın da kokuyla ilişkisi çok yakın. Dosyamızda, dervişlerin seyr ü sülukleri esnasında değişen kokularına dair tespitleri görünce ne dediğimizi daha iyi anlayacaksınız.
Kokuya karşı duyarlığımızın arttığı şu sıcak ve nemli yaz günlerinde, koku üzerine birlikte düşünmek üzere karşınıza bir koku dosyasıyla çıkıyoruz. Latif olduğu için kendini hiç hissettirmiyor ama kokunun hayatımızda ne kadar esaslı bir yeri olduğunu bu dosyayı hazırlarken bir kez daha fark ettik.

Ahmet Murat