Ş. Teoman Duralı : KÜBA GÜNLÜĞÜ

Evet, Müslümanlar; ne var ki komünist düzenin de mensûbudurlar. Zâten başka türlü de orada yaşayamazlar. Düzene sâdık kalmak kaydıyla hareket sahası epey geniş. İşte, Müslüman oluşları ve serbestce ibâdet edebilmeleri bunun âşikâr delili olmuyor mu? Burada biraz duralım. Nasıl ve niye Müslüman olmuşlar?

17 Aralık Pazarertesi
İHH adına yol arkadaşım Osman Atalay Beğ’le birlikte Yeşilköy havaalanından Fransız Havayolları’na (Air France) ait Airbus uçağıyla saat dokuzda Paris yönünde havalandık. Her zamanki gibi kanat önü ve pencere kenarındaki koltuğumdan karla kaplı Alpleri seyrede ede sâkin, olaysız bir uçuşun ardından saat on ikide Paris Charles de Gaulle havaalanına indik. Havalanma ile iniş sıralarında kulaklarımın ağrımamasından pilotumuzun taşıtımızı ustaca kullandığını anladım. Paris’ten Havana yönünde yine Fransız Havayolları’nın iki katlı Boing uçağıyla Türkiye saatıyla on beşte havalandık. Uçakta mebzul miktarda Türk gezgin var. Buna rağmen, bizleri takmıyor olmalılar ki, duyurularda Türkcenin esâmesi okunmuyor. Bunlar, Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve her ne kerâmetse İtalyanca üzerinden yapılıyor. İlk üçünü anladık da, İtalyanca niye? Fransızca havayolu şirketinin millî dili. İngilizce dünya dili. İspanyolca uçuş menzilimizin dili. E, peki, İtalyanca? Uçakta bol miktarda İtalyan varsa, Türkler de öyle. Bunlar, niye adam yerine koyulmuyor? Neyse, şükürler olsun, bizleri on küsur saatlık uçuşun ardından gündüzün havalandığımız Paris’ten geceleyin, tabiî, ayın on altısına dönerek, Havana’ya sağ sâlim indirdiler.

Devamı Nihayet Dergi 42. sayısında…