İslâm Dalp: Edebî Bir Etkinlik Olarak Yürümenin Tarihi

Yürümenin genel tarihi, binlerce kitapta, şarkıda, caddede ve serüvende bölük pörçük izine rastlanan, yazıya dökülmemiş gizli bir tarihtir. Yürüme, çoğu zaman, sadece pratik amaçlıdır; iki nokta arasında düşünmeden yapılan bir ulaşım hareketidir. Yürüyüşü bir araştırmaya, törene, bir meditasyona dönüştürmek yürümenin özel bir alt kümesidir… Yine de yürüme ve düşünce veya diğer anlamıyla felsefe neredeyse etle kemik gibi birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak görülür. Kanıtlar sıralanmaya başlandığında Antik Çağ felsefesinde Sofistlerden Aydınlanma Çağı düşünürlerine ve bugüne kadar uzar liste. Bu yazı boyunca birbirine ezelden bağlıymış gibi gözüken yürüme-düşünme birlikteliğini sorgulamaya, tarihine kısaca bir göz atmaya çalışalım.

“Yalnız Gezerin Hayalleri”
Yürümeye dair konuşma ve yazı kayıtları hayli eski dönemlere değin uzanıyor olsa da bugünkü algıladığımız biçimiyle yorumlanmaya başlanmasını Aydınlanma Çağı’nın romantik düşünürü J. J. Rousseau’ya borçluyuz. Emile’den Yalnız Gezerin Hayalleri ve dahi İtiraflar’ına kadar yürümeye dair düşünce parçaları vardır onun yazdıklarında. Diğer yandan ilginçtir, bu kitaplar arasında yürümeyle ilgili bir monografi zannedebileceğimiz Yalnız Gezerin Hayalleri’nde yürüme ile ilgili düşünceler en az yer tutar; isminde yer alan ifade tümüyle soyut bir alana kaymıştır sanki. Bu hem yürümeye dair hem de yürümekle alakası olmayan kitapta, Rousseau, yürüme sırasında düşündüklerinin bir dökümünü yapmaya girişmiştir. Yine de yürümenin tarihiyle ilgilenen bir yazı için Rousseau’yu bir kenara koymak doğru olmaz, gerçek bir yürüme tutkunudur o; yürüme, gündelik yaşantısının önemli bir parçası olduğu gibi bir esin perisidir de onun için.
Rousseau, yürümeye başlama ve dönüşme hikâyesi olarak birkaç olayı birlikte anar. Geç vakitlere kadar şehrin dışında oyalandıktan sonra geri döndüğünde şehir kapılarını kapalı bulur. Henüz on dokuz yaşındaki bu genç, her şeye sırtını çevirir ve yürümeye başlar. Sonrasında hapishanedeki bir arkadaşını her gün ziyaret etmek için evinden hücreye kadar yaptığı 20 kilometrelik yürüyüşler takip eder bu anlatıyı. Tüm bu seyahatlerin düşündürdüklerini şöyle ifade eder: