Erhan İdiz: Malezya Aborjinleri Orang Asliler

“Kabilenin tüm üyeleri ormandaki patikada yürüyor. Erkeklerin ellerinde boylarının iki katı uzunluğunda mızraklar var. Kıyafetleri yalnızca avret yerlerini kapatmış. Gençler diğerlerinden farklı, boyunlarındaki takılar, saç tarzları… Nehirden karşıya geçmek zorundalar. İçlerinden biri kucağındaki maymunu ıslanmaması için yukarı kaldırıyor. Kabilenin erkekleri sırayla öne geçiyor, bir grup erkek ise en geriden geliyor. Hem insanlara hem de vahşi hayvanlara karşı dikkatli olmalılar. Saatlerdir yürüyorlar. Fakat karanlık çökmeden dinlenecekleri güvenli bir yer bulmak zorundalar, ekvator çevresinde güneş çok hızlı batar. Kabile geceyi geçirmek için bir nehir kıyısını seçiyor. Bir süre dinlendikten sonra genç erkekler balık avlamak için nehre iniyorlar. Kadınlar, beraberinde getirdikleri pirinci taşlarla dövüp un haline getiriyorlar. Suyla ıslatılan un bulamaç yapılıyor ve muz yapraklarına sarılıyor. Genç kızlar yakalanan balıkları temizleyip bambulara yerleştiriyorlar. Bambu içerisindeki balıklar ve muz yaprağındaki bulamaç birlikte ateşte pişiriliyor. Kabile, günün yorgunluğunu birazdan kurulacak sofranın başında atacak.”

Devamı Nihayet Dergi 42. sayısında…