Postmodern zamanlar, dostmodern müminler

Postmodern zamanlar, dostmodern müminler

Bu sayı savaşların, yıkımların ortasında ‘bayram sevinci’ne dair bir hatırlatma.

Ali Ayçil bayramın yetim bir çocuğun kalbinde bulduğu karşılığa ortak ediyor bizi. Bayramın ibadet olduğunu vurguluyor Münire Daniş. Bayram ibadetlerden bir ibadet. Dolayısıyla erteleme hakkımız yok. Değiştirme hakkımız, küçümseme hakkımız hiç yok.

Zamanın adı ne olursa olsun modern ya da postmodern, bayramlar bayram olmaya devam ediyor. Çünkü zamanın içinde müminler dostmodern olmaya devam ediyor. Muşlu Ayşe Hanım Ramazan boyu her akşam dünyanın dört bir tarafından gelen Müslümanlara Mescid-i Nebevî’de sofra açıyor. Sümeyra Gürdal ve arkadaşları, Peygamberimiz’in hırkasının ziyaretçilerini ağırlarken hırkanın gölgesine sanat inceliği vermeye çalıştıkları çocukları da misafir ediyor.

Bayram sabahlarında kurulan büyük kahvaltı sofraları ve bayram ziyaretleri, yerini sosyal medyadaki bayram tebriklerine ve büyük vakıfların düzenlediği ‘geleneksel bayramlaşmalara’ bıraktı. Maksat hâsıl ve gönüller bir oluyorsa endişeye mahal yok, eski bayramlar ve yeni bayramlar arasında bir tek zaman farkı kalıyor. Ayşegül Tozal bayramlaşmaların ‘postmodern çağa’ ayak uydururken geçirdiği değişime işaret ediyor.

“Kadınların bayramı kırk gün sürer.” diye bir söz var kültürümüzde.  Bu sürenin on günü bayram öncesi hazırlıklar, otuz günü misafir ağırlama ve ziyaretler bittikten sonra da devam eden bayramlaşmalar içindir. Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar, bayram günlerine sığmayan bayramlaşmalarını anlattı büyük bir iştiyakla.

Kur’an bize Ramazan’ın erkânından bahseder, oruç ibadetinin sınırlarını çizer. Bayramın nasıl kutlanacağı ise zikredilmemiştir. Ama enteresandır, dünyanın neresinde olursa olsun Ramazan bayramı aynı kodlar etrafında kutlanıyor. Çünkü Bayram benden sana, benden ötekine giden bir şey. Endenozya’dan Bosna’ya, Somali’den Özbekistan’a bayramlar…

RÖPORTAJ / İSMAİL KARAismail kara2

Hiçbir şeyin yerli yerinde olmadığı zamanları yaşıyoruz. Kendimizi değiştirmeden hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizi, “İmkânsıza yönelmedikçe mümkün olan ele geçmez” diyen Prof. Dr. İsmail Kara’nın sohbetinin ışığında bir defa daha idrak ettik.

9826_6b

EŞYANIN HİKÂYESİ:  TESPİH DEYİP GEÇMEYELİM, BİRAZ DURALIM / İBRAHİM TENEKECİ

Tespihe merakı olan Sultan İkinci Mahmud, Mevlanakapılı Mahmud Usta’nın evine kadar gider ve ona kürevî taneler çektirirmiş. Padişahın bir ustayı çalışırken seyretmesi, elbette şiirdir… İbrahim Tenekeci, kadimin dilinden bugüne tespihin serencamından bahislere yer verdiği yazısıyla bu ay Nihayet’te.

RÖPORTAJ – MUŞLU AYŞE HANIM’IN MEDİNE’DE AÇTIĞI SOFRALAR / ŞEYMA KAYA

Dört çocuk annesi Ayşe Işık, gelin gittiğinden beri, yani yirmi beş yıldır Medine’de yaşıyor. Yıllardan beri Ramazanlarda Mescid-i Nebevî’de sofra açarak, binlerce Müslümanın iftar duasına eşlik ediyor… Ramazanlarını Medine oruçlularına adamış Ayşe Hanım’ın hikâyesi…

HAYY ROBİNSON CRUOSE / MUSTAFA ÖZEL

hayy-bin-yakzan-Front

Hayy Bin Yakzan ve Robinson Cruose için “Kaderleri baştan yazılan iki kurgu kahramanının hikâyesi” diyen Mustafa Özel, iki anlatımının özelinde Doğu’nun ve Batı’nın düşünce dünyasını soruşturuyor.

TABAKLARI AYIRMAK: DEĞİŞEN SOFRA / FATMA TUNÇ YAŞAR

Avrupai yeni yaşam biçimi geleneksel sofra düzenini ve kültürünü ötekileştirdi. Aynı tabağa uzanmak artık hijyenik değildi. Geleneksel sofra düzeni yeterince tanımlanmadığından belirsizliklere açıktı… Fatma Tunç Yaşar Osmanlı’dan günümüze değişen sofra adabını yazdı.

RÖPORTAJ – HIRKANIN GÖLGESİNDE SİBİRYALI MİSAFİR / BETÜL ŞATIR

On yedi yıldır Hırka-i Şerif Vakfı’nda türbedarlık anlayışına yeni bir soluk getirmeye çalışan Sümeyra Güldal ile Efendimiz’in mübarek hırkasının ziyaretçilerini nasıl ağırladıklarına, o mübarek gölge altında çocukları buluşturdukları atmosfere ve sanat ortamına dair sohbet ettik.

YAZIN DÜKKÂNDA DURMAK / AHMET MURAT

Taşranın, dayanıklı insan yetiştirme idealine hizmet eden katı programı, yetişkinleri çok detaylı ve kesin olarak belirlenmiş bir davranışlar manzumesiyle kuşatırken, yine aynı dizge çocukları ayrıcalıklı kılardı… Ahmet Murat çocuk yaşta dükkân bekleme tecrübesini anlattı.

56563POSTMODERN BAYRAMLAŞMALAR / AYŞEGÜL TOZAL

Bayram sabahlarında kurulan büyük kahvaltı sofraları ve bayram ziyaretleri, yerini sosyal medyadaki bayram tebriklerine ve büyük vakıfların düzenlediği ‘geleneksel bayramlaşmalara’ bıraktı. Ayşegül Tozal bayramlaşmaların ‘postmodern çağda’ geçirdiği değişimi yazdı.

GECİKEN BAYRAMLAR / GÜZİDE ERTÜRK

İstanbul’un trafiğinde sıkışıp kalmak, kenarına Türk Bayrağı takılmış halk otobüslerine binmek, bayramlaşmak için çaldığım kapıların yaz tatiline gittiğini öğrenerek gerisin geri dönmek istiyorum…

Güzide Ertürk “Geciken Bayramlar” başlıklı yazısında gurbette bir bayram sabahını anlatıyor.

BİR GÜNLÜK BAYRAM / NAİME ERKOVAN

Gurbetçinin her bayramı yalnızca bir gün sürer. Ertesi gün işe gitmek mecburiyetinde olan babam, bayram bitinceye kadar daha da hüzünlenirdi. “Bir gün…” diye içinden geçirerek koyulurdu şantiye yoluna. Annem, onlarca çocuğun istila ettiği evin işine “Bir gün…” diye iç çekerek koyulurdu…

Naime Erkovan gurbette bir gün bile sürecek olsa büyük bir heyecanla hazırlanılan bayramları ele aldı.

İYİLİK SÖZLEŞMESİ / ALİ AYÇİL

İnsan kumaşının sevinçten dokunduğunu görmek istiyorsan, bir bayram günü sokaklara çık. Orada ilkin çocuklar karşılayacak seni. Sanki hiç kızılmamış, hiç korkutulmamış, hiç cezalandırılmamış gibi, yalın bir neşeyle koşuşturup dururken bulacaksın onları. Önünde ve arkanda olacaklar, uzağında ve yakınında…

Ali Ayçil bayramın insanlar, eşyalar ve mekânlar üzerindeki tesirini anlattı.

SAHİ BAYRAM NİYE GELİR / MÜNİRE DANIŞ

Kulun, Rabb’ine, ameli ve duası nispetinde yaklaşma gayreti bayramla kutlanır. Bayram sabahının seherinde ışık başkadır, zaman başkadır, kalbimiz başkadır; Rabb’imizin ‘merhaba’sını duyar gibiyizdir. ‘Ey yakınlaşmak isteyen Merhaba’ ihsanını hissederiz…

Biz hiç düşünmesek de biz her daim şereflendiren ve şereflendirmeye devam edecek bayramlar, Münire Daniş’in kaleminde dile geldi.

KULLUK BİLİNCİNİN ÖDÜLÜ / SEMA KARABIYIK

Türk kültürünü yaşattığı ve ihracatla tüm dünyaya tanıttığı iddia edilen dizilere, içeriklerinde kültürümüze dair ne var diye dikkat kesildiğimden bu yana, bizden ne kadar uzak hikâyeler olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorum…

Bayramın diziler ve medyadaki yansımasını Sema Karabıyık’ın yazısında bulabilirsiniz.

SeucakILA-İ RAHİMDE BAYRAM; GELECEĞİ GEÇMİŞE EKLEMEK / EMİNE UÇAK ERDOĞAN 

Eve dönmek, kalbe dönmek kadim adıyla sıla-i rahim. Mekânsal, bedensel ve ruhsal bir yolculuk en derine doğru. Acı tatlı bütün o çocukluk hatıralarının mekânları değişen ve değişmeyen her şeyle birlikte; en ihtiyaç duyduğun anda kucak açıyor kırılmışlığına, yorgunluğuna, ümitsizliğine…

Emine Uçak Erdoğan, sıla-i rahimde geçen bayramları yazdı

IMG_2505KADINLARIN BAYRAMI

“Kadınların bayramı kırk gün sürer.” diye bir söz var kültürümüzde.  Bu sürenin on günü bayram öncesi hazırlıklar, otuz günü misafir ağırlama ve ziyaretler bittikten sonra da devam eden bayramlaşmalar içindir. Kadınların, bayram günlerine sığmayan bayramlaşmalarını Türkiye’nin dört bir yanındaki kadınlara sorduk.

BAYRAMLAŞMA OYUNU

“Bayramlaşma Görevi” isimli sanal bir oyun var, öznesi on iki yaşlarında bir erkek çocuğu. Oyunda mekânlar global, müzik yabancı, ama kutlanan yerel-dinî bir bayram… Bayramlaşma oyunu ile ilgili çocuklardan gelen eleştirileri derledik.

İŞTE O FİLM: HER RAMAZAN BİR DAHA; ÇAĞRI / ELİF SÖNMEZIŞIK

Her düşünceden kitlelerin dahi görmezden gelemediği, hatta onayladığı yegâne film olan Çağrı, neden her Ramazan akla gelen ilk film olur? ‘Çünkü’den sonrası, Çağrı’yı her yıl izlemekten sıkılmayanların görüşlerinden derlenen satırlarda…

 TATİLE GİRİŞ / AYŞE SEVİM

Eğer bin yıl önce yaşıyor olsaydık seyahat acentelerini, tatil broşürlerine bakan öğrencileri, senelik izninde nereye gideceğini planlayanları görmeyecektik. Onun yerine köy meydanlarında ırak memleketlerin korkunç hikâyelerini anlatan ihtiyarlarla karşılaşacaktık…

Ayşe Sevim tatil kavramının ortaya çıkışı ve yıllar içindeki evirilişi üzerine yazdı.

BOĞAZİÇİ’NE ÇENGEL ATMAK /AYŞE KAYA

Çengelköy, geleneklerin yeniliklerle harmanlanıp en güzel şekilde sunulduğu semtlerimizden biridir. Çınaraltı Kahvehanesi’ne ismini veren ağaç, semte ismini veren Çengeloğlu Tahir Paşa’nın konağı, dört yüz yıllık derbinin hatırasını saklayan kör çeşme…

İstanbul’un naif semtlerinden Çengelköy’e Ayşe Kaya’nın kalem diliyle konuk olmaya ne dersiniz?

ONLAR DIŞARDAKİLER İÇİN “CANİ” BENİM İÇİN YOL ARKADAŞI / HATİCE ATEŞ

Mahkûmların hepsi hikâyeleriyle bana beni anlatır. En içinden çıkılmaz hikâyenin içine bile kendimi koyar ve sorgularım. Aynı hayatı ve evreleri geçseydim ben ne yapardım, diye sorarım. Suçlunun karşısında kendini temiz hissetme duygusunu fazlasıyla kirli görüyorum…

Hatice Ateş duvarlardan ardında süregelen yaşamı ve duygu alış verişlerini anlattı.