Yeni nesil eşyalara, eski sürüm insanlar mı dediniz…

Yeni nesil eşyalara, eski sürüm insanlar mı dediniz…

İki genç adam ekrandan bize doğru geliyor. Biraz sonra toplantıya girecekler. Toplantı rutin bir toplantı olmalı. Ceketler çıkmış, gömlek ve kravat ikilisi toplantı için yeterli görülmüş.

Başlangıçta soldaki adam daha neşeli ve daha uzun boylu.

Bir kaç saniye sonra sağdakinin her cümlesinin akabinde, soldakinin ‘küçülme’sine, gayri medeni bir hal almasına, en sonunda da hayvanların seviyesine kadar inişine tanık olacağız.

Neden mi?

Soldaki adam (adamı sola yerleştirerek serbest ekonomiye mesafeli olanları taşlamayı mı düşünmüştür metin yazarı?), yeni olan her şeye itiraz etmeye hazır. Yeni olanın ‘ruhunu’, ‘kavrayışı’nı ‘hem öyle hem böyle’ olma kapasitesini değerlendirmekten aciz.

Sağdaki adam (muhafazakârların yeni teknoloji aşkını ifade etmek için mi adam sağdan sağdan bize doğru gelmektedir?), kendisi ile aynı ürünü paylaşamayanların küçülüşünü nasıl da görünür kılmaktadır! Elindeki bilgisayarı, hemen yenisi ile değiştirmiş, yeni olanın ‘parlaklığını’ kendine de kopyalamış, ‘teknolojik üstünlük’ün verdiği gurur ve ezber cümleler ile akıp gitmektedir.

Elindeki bilgisayarın ihtiyacını karşıladığını söyleyen soldaki adam, her itirazında küçülüp, kıllanıp, gayri medeni bir hal alırken, diğer insanlar ondaki bu ‘hayvani’ değişimi hiç yadırgamamaktadır.

Neden mi?

Verilen mesaj şudur: Uzaktaki insanlar sizin ilkel birisi olmanızla ilgilenmez. Onlar için önemli bile değilsiniz. Ama en yakınızdakilerin dünyasına girebilmek için; kullandıklarınızı hemen çöpe atmanız, size bir imaj içinde sunulanı şeksiz şüphesiz kabul etmeniz gerekir. Yoksa onların nezdinde yabani insan konumuna düşersiniz; insanlar sizden hızla uzaklaşır ama siz ne olduğunu anlayamayacak kadar ‘ilkel’leştiğiniz için bir daha ASLA ‘itibar’ sahibi olamazsınız.

Bu reklam filmine emeği geçen ‘herkes’, çekimleri başarı ile gerçekleştirdikten sonra; son model arabasının anahtarını masanın üzerine koyan ‘görgüsüz’den, insanlar da artık hiç vefa kalmadığından, hiçbir şeyin artık ‘değerli’ olmadığından bahsedecektir.

Olandan bitenden kendini hiç mesul hissetmeden, şikâyetlerden şikâyet beğenecektir velhasıl.

Ah şu uzaylılar! Gelip nasıl da talan ettiler bütün ‘değerlerimizi’, en insani hallerimizi!

F.B.