Sürücüsüz otomobil, öğretmensiz eğitim…

Kan dolu mahmur gözlerime, ışık hızında çarpan bir afiş. Durakta bir afiş olunca durulmayıp bakılıyor hâliyle.
Baktım. Film afişi sandım önce… “Oyun”lu, “oyuncaklı”, bol aksiyonlu bir film.
“Oyun” kelimesi tarafından avlanmış olduğumdan bihaber, afişte yazan siteye girdim. (Kan dolu gözlerini kapatarak dinlendirsene!)
Hollywood efekti ile kotarılmış bir Türk yapımı.
Tabiatın bağrında canhıraş yaşam mücadelesi veren gençler. Kimi ok atıyor, kimi dağa tırmanıyor.
Dağ aşıp, dere geçip “hayatlarının sınavı”na koşuyorlar son sürat.
Film nereye doğru ilerleyecek diye düşünürken, ilerleme ekrana düşen link ile kesildi ansızın. Linki tıklayınca cana can, kana kan rakibiniz tam karşınızda. Hadi bakalım, yarıştırın bilgilerinizi.
O bitince yeni bir link, yeni linkten sonra bir başka link. Nasrettin Hoca’nın kazanı misali her link yeni bir link doğuruyor.
Bu doğan linkler bir de ölmeyecek mi diye beklerken, neyse ki bir zaman sayacı çıktı karşıma.
Hayatımın sınavına 141 gün 13 saat 19 dakika 29 saniye kaldığını fısıldadı sayaç.
Sınav ile değil de ömrümün bitişini haber veren bir sayaç ile karşılaşmışçasına ürperdim.
Ekran sanki benim ürpertimi fark etmişçesine iki mihmandar gönderdi. Delikanlı, sistemi “satın aldığında” yeni bir bilgisayar oyunu almış kadar sevindiğini, genç kız ise babasını ikna ettikten sonra telefonu elinden hiç düşürmeden nasıl yaşama konforuna sahip olduğunu anlattı “potansiyel savaşçı”lara.
Afiş neyin reklamı mıydı?
Hâlâ anlamadınız değil mi? Üniversite sınavlarına hazırlayan online oyun, ah pardon, online eğitim sitesinin reklamı.
Sürücüsüz otomobil, öğretmensiz eğitim… Yeni dünyaya hoş geldiniz.

FB