“Kara Türkler”den komşu olunca..

Hayatın tek ve en önemli aktivitesi, eylemi Gülfem Hanım’ın ELLbise almasıdır. Kimseler görmeden, kimseler almadan ilk bakışta aşkın tuzağına düşüren o ELLbise alınacaktır.
Alınamaz fakat.
Nişantaşı’nın yerlisi Gülfem Hanım, fazla yerli, fazla otantik kalmıştır.
Online olup, bir şifre girip, bir tık mesafesindeki elbisesine kavuşamamıştır.
Gülfem Hanım, yaşama gayesi hâline gelmiş olan o ELLbise kim bilir kimlere yâr olmuştur kaygısıyla yıkılmışken, o da ne? ELLbiseyi almış da sırtına geçirmiş olarak kapı komşusu Dünya Hanım çıkıverir karşısına.
Sevmediği ot burnunun dibinde bitmiştir işte.
Sevmediği ot, yani taşralı Dünya Hanım, hangi ara bir dünya vatandaşı oluvermiştir de sanal ortamlarda cirit atmaktadır!
Ayaklar baş, başlar ayak olmuştur. Bir tık mesafesi, efendinin/sahibin konumunu değiştirivermiştir.
“Kazanan her şeyi kazanıyor”sa, bundan böyle taşralı Dünya Hanım her şeyi kazanacaktır.
Varsa paran pulun, dünya âlem kulundur, eyvallah. Lakin bir de online olmak gerekmektedir.
Taşralı Dünya Hanım tiplemesinin yardımıyla, “beyaz Türkler”in içinde birikmiş olan her şey dışarı atılacak, bu vesile ile “kara Türkler”den intikam alınacaktır.
“Kara Türkler”in ne komşuluklarına, ne yardımseverliklerine güvenmeyin; sırtınızı dayayacağınız en emin yer teknolojinin size açtığı alandır.
Sınıf üstünlüğünüzü kaybediyorsanız, işte böyle ahmak ve aptal Gülfem Hanım gibiler yüzünden kaybediyorsunuz.
Üstünlüğün elde tutulması için “beyaz Türkler” haydi cepheye, online alışveriş saflarına.
Tüketim kardeşliği de bir yere kadar yani.
“Hayat beklemez” sloganı eşliğinde tanıtımı yapılan üründen, seyircinin payına düşen nedir?
Metnin kabuğu “online” olmanın nimetlerini sunuyor, metnin özü ise, “kara Türkler”e/“sonradan görmelere” asla güven olamayacağını, onlarla aynı mekânı paylaşmanın hiç de doğal bir şey olmadığını yerleştiriyor zihinlere.
“Komşuluk ölmedi” sözünü dilinden düşürmeyen ve fakat komşusunun burnundan getiren taşralı Dünya Hanım tiplemesinden hiç kimsenin rahatsız olmamasında bir sorun yok mu?
Herhangi bir dizide, kahramanın mesleği kendi mesleği ile aynı olduğunda, kapıcılara hakaret ediliyor/hemşireler küçümseniyor/sekreterler aşağılanıyor diye ayağa kalkan necip halkımız, Dünya Hanım tiplemesini neden zevk ile bağrına basıyor?
“Genel izleyici”, verilen mesajı tamamen benimsemiş olduğunu fark etmeksizin sadece kabuktaki kısım ile yüzleşiyor. Kabuk, Dünya Hanım’ı zeki; Gülfem Hanım’ı ahmak, aptal ve hastalıklı bir tip olarak çiziyor çünkü.
Reklam metninin yazarı zekasından beklenileni yapmış; kendi sınıfı “beyaz Türkler” için öz mesajı, “kara Türkler” için kabuktaki mesajı çalışmış.
Birlikte yaşamak mı demiştiniz…