Helal tatil

 “Helal tatil”

Bir sene boyunca çalışır çabalar ve sonunda bir tatili hak edersiniz. Zaten insan ne için yaşar ki, yiyip içip bir de tatil yapsın diye.
Yeryüzüne gönderilmiş olmasının gayesi nedir?
Helal tatil yapma stratejileri geliştirmesi değil midir?
Ellerin tatili haram, sizinkisi sonuna kadar helaldir.
Helal tatil, sertifikalıdır çünkü.
Sertifika dediğiniz nedir?
Osmanlı saray erkânı tarafından kapılarda karşılanmaktır.
Geçmişin bütün padişahları, vezirleri, hanım sultanları işte “burada”dır. Harem-i hümayun hizmetinizdedir.
En “helal” konsept budur. Konuklar, Batılı “kefere”nin esbablarıyla dolanırken, ecdat, hizmetli olarak orada öylece bekleyecektir.
Oryantalist zihniyet sadece Batılılara hizmet edecek değil ya! Sizin onlardan ne eksiğiniz var!
Sizin tatiliniz pek muhafazakâr ve pek “helal”.
Sanki çile dolduruyormuşçasına hiç dışarıya çıkmadan 7/24 lobide, restoranlarda, havuzlarda, spor salonlarında, etkinlik alanlarında…
Siz çilenizi doldururken evlatlarınız da Doğu ile Batı’yı buluşturacaktır elbet. Oyun salonlarında akşamları makarina dansı yapan Nasrettin Hoca, Karagöz ve Hacivat eşliğinde geçmiş ile buluşup bol bol sıkılacaktır.
Çocuklarınız o kadar sıkılacak ki önlerine gelecek bir meyve suyunu alkışlarla karşılayacaklar, siz de onları “icat edilmiş gelenek” ile terbiye etmiş olmanın tadına varacaksınız.
Her şeyin bir bedeli var elbet.
Bedeninizi otele kapatıp, ruhunuzu kanatacaksınız. Merak etmeyin, kan kaybından ölen ruhlar için bir hizmet sunulmadığından, bedeniniz ile ruhunuz arasındaki bütün bağlantı tatil boyunca kesilmiş olacak.
Hem bu ruh da ne kadar anlayışsızdır canım! Helal sertifikalı tatilden zevk duymamak da neyin nesidir!
İşte ibadet odası var. Dindar şarkıcılardan “canlı performans”, kadınlara özel plaj, diskotek… Daha ne olsun!
Bir yudum içki bile yok işte. Mahremiyetimizi koruyoruz, bakın, her yer perdeli.
Mahremiyet korunduktan sonra, bize her şey helal.
Ne demiş atalarımız? Ye, iç, gül, eğlen.
Dinlenecek tabii atalar sözü.

Bir sene boyunca çalışır çabalar ve sonunda bir tatili hak edersiniz. Zaten insan ne için yaşar ki, yiyip içip bir de tatil yapsın diye.
Yeryüzüne gönderilmiş olmasının gayesi nedir?
Helal tatil yapma stratejileri geliştirmesi değil midir?
Ellerin tatili haram, sizinkisi sonuna kadar helaldir.
Helal tatil, sertifikalıdır çünkü.
Sertifika dediğiniz nedir?
Osmanlı saray erkânı tarafından kapılarda karşılanmaktır.
Geçmişin bütün padişahları, vezirleri, hanım sultanları işte “burada”dır. Harem-i hümayun hizmetinizdedir.
En “helal” konsept budur. Konuklar, Batılı “kefere”nin esbablarıyla dolanırken, ecdat, hizmetli olarak orada öylece bekleyecektir.
Oryantalist zihniyet sadece Batılılara hizmet edecek değil ya! Sizin onlardan ne eksiğiniz var!
Sizin tatiliniz pek muhafazakâr ve pek “helal”.
Sanki çile dolduruyormuşçasına hiç dışarıya çıkmadan 7/24 lobide, restoranlarda, havuzlarda, spor salonlarında, etkinlik alanlarında…
Siz çilenizi doldururken evlatlarınız da Doğu ile Batı’yı buluşturacaktır elbet. Oyun salonlarında akşamları makarina dansı yapan Nasrettin Hoca, Karagöz ve Hacivat eşliğinde geçmiş ile buluşup bol bol sıkılacaktır.
Çocuklarınız o kadar sıkılacak ki önlerine gelecek bir meyve suyunu alkışlarla karşılayacaklar, siz de onları “icat edilmiş gelenek” ile terbiye etmiş olmanın tadına varacaksınız.
Her şeyin bir bedeli var elbet.
Bedeninizi otele kapatıp, ruhunuzu kanatacaksınız. Merak etmeyin, kan kaybından ölen ruhlar için bir hizmet sunulmadığından, bedeniniz ile ruhunuz arasındaki bütün bağlantı tatil boyunca kesilmiş olacak.
Hem bu ruh da ne kadar anlayışsızdır canım! Helal sertifikalı tatilden zevk duymamak da neyin nesidir!
İşte ibadet odası var. Dindar şarkıcılardan “canlı performans”, kadınlara özel plaj, diskotek… Daha ne olsun!
Bir yudum içki bile yok işte. Mahremiyetimizi koruyoruz, bakın, her yer perdeli.
Mahremiyet korunduktan sonra, bize her şey helal.
Ne demiş atalarımız? Ye, iç, gül, eğlen.
Dinlenecek tabii atalar sözü.

F.b