Harcamanın çaresi: İki boyutlu plastik bomba

Harcamanın çaresi: İki boyutlu plastik bomba

Hikâye doğumhanede başlıyor. Bebek tam doğmak üzereyken baba olmaktan ve karşılaşacağı masraflardan korkan evin reisi doğumu durdurmaya çalışıyor. Uzun sürecek macera böylece başlamış oluyor. İlk sahne ‘nasip kısmet’ bahsinin banka kredisiyle değiş tokuş edilmesi ile sonlandırılıyor. Bebek doğar doğmaz, “Eee ne demişler bebek promosyonuyla gelirmiş” deniliyor.

Reklam karakteristiği olan çocuğun ismindeki ‘cuk’ eki küçültme eki mi, yoksa küçümseme eki midir, siz karar verin. Çocuk leğende yüzen merinoscuk’ken tatile gidemeyen bir zavallıdır. Ama kredi çekip tatile giden merinoscuk’ken artık sevimlileştirilmiş bir ismin sahibidir.

Saçlarının buklelerinden akıl fışkıran bebek büyüdükçe, Ramazan geldikçe, sevgililer günü yaklaştıkça, yeni bir yıla girildikçe, yaz tatiline gidilmesi gerektikçe ve eğitim sezonu başladıkça, birçok bahaneyle anne baba ve çocuktan oluşan çekirdek aile sürekli borçlanmanın yollarını anlatacaklardır hedef kitleye. Hatta sofraya alınacak pastırmayı borçla alacaklardır. Misafirleri ağırlamak dahi kredi ile mümkün olacaktır. Arabaları, kredisiz bir kilometre bile gidemeyecektir bu ailenin. Reklam her karesinde borçlanma karşısında ‘anındalık, hız, cesaret’ gibi yüreklendirmeler yapacaktır izleyenlerin zihinlerine.

Şubeye gitmeden belgesiz, imzasız internetten anında kredi…

Evin gözleri dört dönen merinos kafalı çocuğu, doğum gününde yeni kıyafetler giymek için, iftarda dayılarına pastırma yedirebilmek için, annesine sevgililer gününde hediye aldırabilmek için sürekli babasına borçlanmayı hatırlatmaktadır. O babasına ‘borçlan’ dedikçe sevimlileşmektedir. Parlak zekâlı bir kerata olmaktadır âdeta.

Demektedir ki; ‘Tüketmek için hiçbir engeliniz yok. Bakın ben çocuk aklımla bunu düşünebiliyorum siz de biraz aklınızı kullanın.’ Hatta bu haddinden fazla zekâ küpü çocuk, anne ve babasının evlilik yıldönümünde evlerine Selami Şahin ve ekibini çağırır. Selami Şahin bir yandan şarkısını patlatır, bir yandan tahsilat için post cihazını kıvrakça evin reisine uzatır.
kre
Kıvırcık saçlı çocuk reklam serisinin herhangi bir tanesinde Ankara’nın Bağları’nı oynamaktadır. Henüz yaşına basmamış bebekken babasının hiç bitmeyecek borçları şerefine kıvırmaktadır. (Malum banka, Facebook’ta bir milyon beğeni almasını bile reklamlar üzerinden kutlamaktadır.)

En az dört kez belli bir miktarın üzerinde harcama yaparsanız cüzi bir miktar harcama hediyesi vereceğini muştular durur reklam spotlarında. Öyle ya, post makinesi olduktan sonra sahip olmanın önünde hiçbir engel yoktur. Yirmi lira beleş bonus için otuz katı harcama yapan zekâ küplerinin kullanması için ne kadar da idealdir.

Saçları ağartan masraflar ve borç yükü, kafada saç artışı kıvırcık saç gürleşmesi metaforu üzerinden sunulmaktadır reklamda ve reklam size şu inanılmaz reçeteyi hep hatırlatmaktadır: Harcamanın hep bir çaresi vardır.

Altı yüz lira maaşı olan biri rahatlıkla beş bin liralık limiti olan bir karta sahip olabiliyorken kredi kartı kullanıcılarının üçte birinin intihar ettiği yüzdesine şaşırmamak gerekiyor belki de. Hapse girenlerin 2012 verilerine göre 140 bin 524 kişi olarak belirlenmesi, boşanan çiftlerin yüzdesinin hiç de küçümsenecek bir oranda olmaması tuhaf değil bu durumda.

Ellerinde tuttukları kart iki boyutlu plastik bir bombadır sanki. Hesabını kitabını iyi yapan kişiler için gerek duymayacakları bir ayrıntıdır. Ama reklam gazıyla kredi kartına yüklenen tüketiciler bu çarkın fıldır fıldır dönmesini sağlamaktadırlar. Nasıl olsa sorun yoktur, limit aşımı ve gecikme faizi sonsuza kadar sürecektir.

Betül Şatır