Ekselans tozu

“Ekselans tozu”

Ekranlardan, billboardlardan üzerimize yağan armağanlardan biri. Muhteviyatında altı farklı çeşit, birbirinden değerli çiçek özleri bir araya gelmiş. Çiçek özlü, ama nedense kimyasal. Yine de hakkını yemeyelim, büyülü bir kimyasal.

Biz aynalarda sanki kel oluşumuza mersiyeler düzmekteyken postişlerle kuvvetlendirilmiş son moda (!) nostaljik kahverengi saçlar gözümüze gözümüze sokuluyor.

Peygamberlere yaraşan ‘mucizevi’ ifadesi, herkes ve her kadın için geçerli. Neden mi? Çünkü artık “Biz buna değeriz!”

Yıldız gibi parlamak için cesur olmalısın.

Cesur olduğunda sen de bir yıldızsın.

Senin için ürettiğimiz ürünün ambalajı altın renginde. Gold vaatlerimiz var sana, hadi sen de özel insanların arasına katıl. Yalnız, krallar kraliçelerin ayrıcalığı olmasın. Adı üzerinde “Ekselans.” Seçkin daireye hoş geldin.

Merak etmeyin, bu kaliteyi çok da uçuk fiyatlara satmıyoruz. Siz kanı kırmızı olanlar da ulaşabilirsiniz.

Üstelik ne olmuş diğerlerinden pahalıysa? Sen buna değmez misin yoksa? ‘Golden dünya’ya kabul edilmek için bu şansı kullan.

Reklamın bütün kareleri böyle bağırıyor âdeta.

Sürekli cesaret aşılanıyor kadına, saçından başka her şeyin ifşa edildiği sözde tanıtımda. Kendini daha çok açmaya, daha fazla iddialı olmaya dair nakaratlar sıralıyor reklam cıngılı.

Eskiden “Ben buna değerim”di replik. Kadın bireye sesleniyordu bütün reklamlar. Şimdilerde “biz” olarak değiştirildi. Tüketim üzerinden bir aidiyet kuruluyor herhalde. Yoksa hangi ortak noktada ‘biz’ olalım ki, o sırma saçlı, iddialı kadınla?

Milla Jovovich’den Michael Schumacher’e kadar pek çok insana söyletilmiş bir replik bu. Bizim kara kavruk kızlarımız da aynı nakaratı tekrarlıyor şu sıralar. Cansu Dere ve Fahriye Evcen gibi.

Bakın tüm güzeller, tüm ünlüler kullanıyor. Sizin ne eksiğiniz var? diye bir vesvese veren reklam sloganı, her daim yıldız tozu serpiyor üzerimize. Bu davete uyanlar, çift maaş ikramiye almış gibi aynaya bakıp “Evet, ben buna değerim” mi diyecekler?

Bu evrensel bir hayat mottosu, bütün dillerde dolaşımda:

Almanya’da “Weil ich es mir wert bin!”
Fransa’da “Parceque je le valgo!”
İspanya’da, “Porque yo lo valgo!”
İtalya’da , “Perche io lo valgo!”
İngilizce konuşulan ülkelerde “Because i’m worth it!”

Bu tekerlemeye milyonlarca kadın eşlik ediyor. Ceninlerden, plasenta atıklarından güzellik ve gençlik devşirmeye çalışan, yüzlerine gönül rahatlığıyla salyangoz sıvısı sürüp dolanan kadınlar…

Her zaman güzel, her zaman muktedir, her zaman genç kalınamayacağı bilseler de kadınların inanmak istedikleri bir yalan. Ve bu yalanın/yılanın kuyruğunu gizleyen bir kılıf.

“Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır” mı demişti birileri?

Sanki şu daha doğru:

Çirkin kadın yoktur, gözü ekselans tozlarıyla kamaştığından yılanın kuyruğunun gizlendiğini görmeyen, aldanmaya meyyal kadın vardır.

Betül Şatır