Dolaylı iyilik doğrudan saygısızlık

Dolaylı iyilik doğrudan saygısızlık

“Günlük sütten iyisi çocukların iyilikle beslenmesi.”

Slogan mükemmel! Ya metin? Alt metin?

Birlikte okuyalım…

Karşı apartmanlarda oturan on-on iki yaşlarındaki bir kız bir erkek çocuk şehre iyilik hediye etmek üzere buluşuyor. Fonda Emre’nin şarkısı: “Bugün çok gençsin yavrum.”

İlk tramvaya biniyor çocuklar. Nostaljik kırmızı tramvaya.

(Soru-1: İyiliğin geçmiş güzel günlerde kaldığı/kalmadığı ikilemini içimizde tokuşturmak için mi öyküleme mekânı olarak nostaljik tramvay seçilmiştir? Metro, metrobüs değil de Moda tramvayı?)

İyilik prensesi ve prensi, yaşlı bir hanıma yer bulmak için oturmakta olan bıyıklı adama gıcık veriyorlar çeşitli mimikler eşliğinde. Maksat adamı yerinden kaldırmak. Kalkıyor adam öfke ile. Çocuklara günlerini gösterecek. Kalkar kalkmaz ayakta dikilen yaşlı hanımefendi oturuyor. Bir teşekkür, bir teşekkür… Bıyıklı adam ancak o zaman anlıyor kendindeki yanlışlığı, çocukların ‘İYİ’ niyetini.

(Soru-2: İyilik yapmak böyle bir şey midir? Hiç sorumluluk almadan, berikine iyilik yapmak uğruna ötekini incitmek midir?)

(Soru-3: Nezih semtin nezih tramvayında kaba bıyıklı adam üzerinden, göbeğini kaşıyan adam parodisine göndermede bulunmak, iyilik metnine mi yarar yoksa çatışma denklemine mi?)

Birine yardım etmek için ‘öteki’ ile alay etmekte sakınca görmeyen çocuklar, tramvaydan iner inmez kimselerin dikkatini çekmeyen sokak şarkıcısı için seferber oluyor. Küçük kız eline mikrofonu alıyor, küçük bey para toplamak için bir şapkayı ters çeviriyor. Yetişkin müzisyenin namelerine alakasız kalan cadde ahalisi çocukları görmezlikten gelemeyince az zamanda çok iş yaparak paralar toplanıveriyor.

(Soru-4: Ne denmiş oldu? Devreye çocuklar girdiğinde duygusal sömürü en kârlısıdır. Hani çocuklar çalıştırılmamalı diyorduk? Çocuklar dilendirilmemeli diyorduk?)

Topladıkları paradan küçük bir bahşiş alıp sokak hayvanlarına süt ikramına girişiyor ‘örgütlü’ iyilik prensi ve prensesi.

Görmüş geçirmiş beyefendi, onların bu iyiliğine kayıtsız kalamayıp yakasındaki beyaz gonca gülü küçük hanımefendiye takdim ediyor.

Küçük hanımefendi kanat takılmış süt şişesi gibi uçarak eve geliyor. Annesine beyaz goncayı hediye ediyor astına pay veren patron edasında. Anne nereye gittin, nereden geldin, diye hiç sormuyor bile. Bir beyaz gonca almış, daha ne olsun.

Veledşahi  döneme hoş geldiniz. Her şeyin iyisini çocuklar bilir. İyinin iyisini bile…

Kutu sütten ancak bu kadar -iyiyy-i-lik çıkıyor.

Ama iyilik dediğimiz bu değil ki!

Bu bir süt reklamı mı? Elbette hayır. Benim hayat tarzım senin hayat tarzını döver reklamı.

Sorun şu ki ‘senin hayat tarzın’ pek kurmaca. Pek yapmacık.

Ne iyilik diye anlattığın iyilik, ne sokaklar o kadar hijyenik ve korunaklı…

Ne yoksula yer var sizin caddelerde, ne engellilere, ne güçsüz düşmüş yaşlılara…

 

(Fatma Barbarosoğlu)