Bu Bir Reklamdır!

Üstü açık otomobilin direksiyonunda, deri eldivenli, başörtülü, genç, güzel, bakımlı ve alımlı bir kadın. Yanında, bir elmanın iki yarısı kadar aynı özelliklere sahip bir kadın daha.

İki zengin kadın olarak, şehrin caddelerinde akmaya, bütün dikkatleri üzerlerine çekmeye, hayranlık ve haset karışımı bakışlar için cazibe alanı oluşturmaya hazırlar.

Üstü açık araba refahın en üst noktasını imlemekle kalmıyor, aynı zamanda otomobilin içindekileri de kendilerine hayranlıkla bakacak gözler için “tebrik ve hayranlık “cümlelerini duyabilecekleri bir mesafesizliğe taşıyor. Böylece tesettürün aslında “mesafe” içeren anlamı, üstü açık arabada poz veren iki manken görüntüsü ile parantez içine alınmış oluyor.

Üstü açık arabada yan yana oturan şık ve bakımlı iki canlı “askı”,-mankenler için 19. yüzyılda askı tabiri kullanılırdı- muhabbete değil “iletişime” açık olduklarını imliyorlar, caddeye odaklanmış bakışları ile. Aynı mekanı paylaşıyor oldukları halde, mahrem alanın sohbet dili içinde olmadıklarını beyan etmek üzere, ikisi de başlarını “cadde”ye çevirmiş. Sohbetin mahrem alanından çıkarak, aynı mekanı paylaşan, ama mahrem zamanı paylaşmayan bir ilişkiyi imliyor bu görüntü. Ama zıt yönlere dışa yönelen bakışlar, aynı zamanda hayatın içine “başkalarını” dahil etmek anlamına da geliyor. Buradaki “paylaşır”, oradaki “onaylar”.

Başörtüsü, böylece, ötekilerin onaylaması gereken bir gösteri nesnesine dönüşüyor.

2000’li yılların ruhunu ele veren bir görüntü, bu reklam karesi.

Bir yolu yürümek, bir hedefe varmak için çıkılan yolculukların bittiğini ve birlikte resim vermenin herkese “iyi geldiği/geleceği” bir ruhu temsil ediyor, muhatabına değil caddeye çevrilmiş olan bu bakışlar. “Bize” bir şey söyleme derdi taşımaksızın, ötekini avlamak ve avın sonunda kendisine hayran bırakmak üzere gösteri sahnesinde yerini alıyor.

F. B.