Bu Bir Reklamdır!

Hava ağır ve kasvetli. Havanın gri tonlarına, kostümü ile eşlik eden bir adam. Göklerden gelen kasveti beden diline de nakşetmiş; böylece sadece kıyafeti ile değil, yüzündeki ifade ile de iklimin gri alanına düşmüş.

Genç adam tedirgin. Gelmekte olanın gelişinden tedirgin. Biraz önce bir şey söylemiş. Ya da biraz sonra bir şey söylemek üzere kelimelerini hazırlamış. Lakin kelimeler içinde hapis. Kelimeler anlamından boşanmış.

İfadesini bulamamış bir bedenin içinde, kendine yabancı, ortama yabancı bir adam duruyor, doğanın tam ortasında. Ne kendisi, ne de başkası.

Gergin. Kederli. Tekinsiz bir bekleyişin içinde hapis.

Grinin tonları içindeki adam ile pembenin tonları içindeki kadın,  mekânı, dijital zamanı paylaşıyor. Ya haleti ruhiye? Pembe efekt içinde dişiliğini öne çıkarmış olan kadında adamın kederli bekleyişinden eser yok. Kadın, yüksek ökçeleriyle çıkmış olduğu spor araba yolculuğunda, -kıyafetinin pembe tonlarından aldığı destekle- gergin bir bekleyişi değil, merakı gezdiriyor bakışlarında.

“Burada” olmaktan müşteki değil. Beden dili rahat. Her şeye hâkim. Arabasına, yanındaki erkeğe, istikbale.

Uzaklara bakıyor genç kadın. Ama bakışında tedirginlik ya da huzursuzluk değil, öylesine bir merak var. Merakının kimyası hiçbir şekilde yüz hatlarına sinmemiş.

Genç kadın ve genç adam, ofislerinde çalışırlarken tabiatın kucağına koşabilecek kadar kendilerini zamanın kaydından kurtarabilecekleri bir özgürlük alanına sahip olduklarını imliyorlar, ofis kıyafetleri ile tabiatın bağrına vararak. Vardıkları yere adam motosiklet, kadın mini spor arabası ile geldi. Sadece ekonomik özgürlüğe değil, kıyafetlerinin içinde de canlarının istediğini yapabilme özgürlüğüne sahipler. Giymiş oldukları kıyafet onlara böyle bir alan/imkân bahşediyor.

Bütün kurgu bizi, kıyafetin rahatlığına ikna etmek için gerçekleştirildi.

Doğru mu?

Bu resimle ilgili doğru olan, daha doğrusu hepimizin üzerinde mutabık kalacağı tek tespit var: Kadının ve erkeğin aynı noktaya, aynı tarafa bakamadığı.

21. yüzyılın evrensel gerçeği budur.

F.B.