Bayan Murat’tan kadın şoföre

“Kadın zayıf mahluktur. Sinirlerine hâkim değildir. Ezelî ve ebedî hastadır. Ona makine verilir, can emniyet edilir mi?”

Bu sözler otomobil hayatımıza girdikten birkaç yıl sonra sarf edilmişti. Fakat 1927 yılında açılan “şoför mektebi” öğrencileri arasında üç kadının bulunması, bu kadınların hem traktör hem de otomobil kullanmak için ehliyet alıyor olmaları alkışlarla karşılandı.
1931 yılında bir araba firması önce “İş Adamı Biz’i Tercih Eder. Çünkü dayanıklıdır” ilanını yayınlamış; ardından “Kadın Biz’i İntihap Eder (Seçer). Zira gayet uysal ve son derece emindir” sloganı ile kadın tüketicilerinin kalplerini de fethetmek istemişti. İlanın devamında, arabanın kolay kontrol edilebilirliği, kazalara karşı dayanıklılığı, hırsızlığa karşı kilitlerinin sağlamlığı, bunlar yetmezmiş gibi zarafeti de vurgulanıyordu. Böylece “Kadın zayıf mahluktur, sinirlerine hâkim olamaz” yargısına karşı arabanın kazalara dayanıklılığı, kontrol edilebilirliği ve “kadının korumasız oluşuna” karşı da arabanın sağlam kilitleri ön plana çıkarılmış oluyordu. Kadın gibi arabanın da zarifliğine dikkat çekiliyor, cinsiyetçi söyleme karşı bizzat arabaya cins-i latif hüviyeti veriliyordu.
1934 yılına gelindiğinde Yedigün dergisinde yayınlanan “Kadın eli neye yaraşmaz ki?” başlıklı yazıda araba sürmek feminen bir iş olarak sunulup, “eli hamurlu” kadın en çok arabaya yakıştırılıyordu. Kadınlar da pekâlâ erkekler kadar ve hatta erkeklerden daha iyi araba kullanabilirlerdi. “Bu asırda bir kocanın kaprisleri, bir motorun kaprislerinden daha mı az, bir evin idaresi bir direksiyonu çevirmekten daha mı kolaydır sanki” deniyordu. Ayrıca araba bozulduğunda kadının “insanların yaralarını sarmaya pek muktedir elleri” elbette arabayı da tamir edebilirdi. Yazının devamında otomobil “kadın gibi hilkaten zarif ve güzel bir mahluk için en mükemmel dekor” olarak gösteriliyordu. Şüphesiz ki bu, araba kullanmayı kadınsı bir iş, kadını araba için yaratılmış bir mahluk, arabayı da kadın için bir aksesuar olarak kurgulayan kendinden reklamlı yazı, kadınlar arasında araba kullanımını yaygınlaştırmış; araba satışlarını artırmıştı.
1960’lı yıllara kadar devam eden kadın ve araba tartışmaları, yollarda kadın şoföre rastlanınca bırakılan hayret nidaları, 1960 yılında farklı bir boyut kazandı. 1960 yapımı Şoför Nebahat filmi, bir iş olarak araba kullanmayı maskulen bir forma sokuyor, baba mesleğini sürdürmek zorunda kalan Nebahat’a, “erkek gibi kız” olma sorumluluğu yüklüyordu.
1971 yılında piyasa çıkan Murat 124 ise, önceki sloganlarını biraz daha yumuşatıp “tatlı”laştırarak Bayan Murat reklamını yayınlamıştı. Ehliyetini üç hafta önce alan Bayan Murat acemi olmasına rağmen kolayca sıyrılıyordu trafikten. Üstelik “tatlı fren” yapmayı becerebiliyor, “Murat’ını” dar yerlere park edip, kolayca park yerinden çıkabiliyordu. Reklam, görenlerin Bayan Murat’ı kabiliyetli sanmamaları için şöyle devam ediyordu, “Bayan Murat çok usta şoför olduğundan mı? Değil, Murat, usta bir otomobil olduğundan.” Üstelik hayatlarında her daim “tatlı” olmaları gereken kadınlar, Murat sayesinde fren pedalına hafifçe dokunduklarında “tatlı bir duruş” sergileyebileceklerdi. “Peki bütün bunların sonunda ne yapmak gerek?” sorusuna da reklam cevap veriyordu. Önce çağa ayak uydurduğu için Bayan Murat kutlanacak; sonra tutumlu, işbilir, güvenliğe önem veren bir erkek olduğu için Bayan Murat’ın eşi kutlanacaktı.
Günümüzde araba reklamları, cinsiyetçi tavrını bıraktı mı dersiniz?
Bugün araba reklamlarının genel sloganı, tuttuğunu koparan, sert erkeklerin “o müthiş arabayı” kullanmaya layık olduğu veya “o müthiş arabayı” kullanmanın erkekleri “o müthiş forma” sokacağı… Kadınlar nerede diye sorabilirsiniz pekâlâ. Kadınlar reklamların “aşk” sahnelerinde yalnızca. Ya “Kalplere iyi gelen, kalpten kalbe giden” araba reklamlarında yan rollerde yer alıyorlar ya da erkeklerin, müthiş arabalarıyla tavlayabileceği “kolay kız”ı oynuyorlar.
Üstelik şoförlükten para kazanan kadınlar “hâlâ” Şoför Nebahat kurgusuyla haberlere konu oluyorlar.
Bugün 90. yılını dolduran, önce “bayan” şimdi “kadın” şoför hüviyeti, gâh feminen bir kurgu ile bir dekor olarak sunuluyor gâh maskülen bir kurgu ile flört nesnesi hâline geliyor.
Bayan Murat’tan, kadın şoföre reklamların dilinde değişen ne sahi?

Beyza Karakaya