Arsız çocukların hayal aparatı

Bir kahvaltı sofrasında, baba gazetesini okur, anne ekmekleri dilimler, kız kardeş de sütünü içerken, erkek çocuk kısık bir sesle, “Benim bir hayalim var” der. Ne baba başını gazeteden kaldırır ne anne işini bırakır. Üstelik kız kardeş abisinin bu sözüne dil çıkarır.
Martin Luther King’in “I have a dream” konuşmasından aparılmış bu sahnede, çocuğun hayali ne dünya barışıdır ne ülke kurmaktır ne de mucizevi bir şey keşfetmektir. Kimsenin dikkatini çekemeyince, az önceki çekingen hâlinden sıyrılır, tüm öz güvenini kuşanıp sandalyesinin üstüne çıkar ve “hayal”ini ulusa sesleniş tadında dile getirir. Bu ulusa sesleniş az da olsa dikkatini çeker anne ve babasının. Yeni bir bilgisayarı olsun istemektedir çocuk. Üstelik yalnız da değildir bu hayalinde. Başka başka evlerde başka başka ailelere başka başka çocuklar da aynı seslenişi yapmaktadır. Çocuk sayısı kadar ayrı devlet, çocuk sayısı kadar çok devlet başkanı vardır… Babalarının eskilerini istememektedir bu “devletlü” çocuklar. Zira babaları pek de öyle övünülecek şeyleri muhafaza etmemektedirler kendi bilgisayarlarında. Neredeyse ailelerini faciaya sürükleyecek fotoğraflarla doludur baba eskisi bilgisayarlar. Çocuklar da yarım ağız tehdit ederler, “İstediğimi yapmazsan sırrını faş ederim” dercesine bakarlar babalarına…
Çocukların hayalini kurduğu bilgisayar durduk yere kapanmamalı, oyunbozanlık yapmamalıdır. Bir oyun salonunda “sesleniş”ini gerçekleştiren çocuk sözü devralır. Onun hayalindeki bilgisayar ödevler gibi “ağır” olmamalıdır.
Başka bir kız çocuğu ise babaannesi gibi yavaş olmasını istememektedir bilgisayarının. Bir AVM merdivenindeki çocuğun tek hayali, yeni bilgisayarıyla videolar çekip milyonlarca hayran kazanmaktır. Büyüklerin “Tablet neyine yetmiyor?” sözüne içlenir çocuklar, onları hâlâ çocuk görenlere de ayrıca sitemlidirler. Oyun salonundaki çocuk tüm isyanları yüklenmişçesine haykırır: “Oyun oynamak artık kesmiyor.” Kahvaltı masasındaki çocuk devralır onun bıraktığı yerden: “Oyun yazmam gerekiyor.” Sonra tüm çocuklar haykırırlar hep birlikte: “Benim bir hayalim var.” Bu bilgisayar, onların yetenekleri ile fark yaratabilmeleri için elzemdir üstelik. Ebeveynler çocuklarının bu haykırışlarından oldukça etkilendiklerinden, doğruca teknoloji marketin yolunu tutarlar.
Çocukların reddettikleri aile, okul, eğitim, yaşlılara hürmet gibi değerler kimsenin umurunda değildir fakat. Aslan yavruları, “kendini özgürce ifade edebilmiştir” en nihayetinde. Çocuklarının hayali kredi kartının ucundadır hem… Satın alınabilir hayaller kuran çocuklar, hayallerini sayılarla ifade etmeyi öğrenirler böylece… Üstelik onsuz yaşayamayacakları tek şeye sahiptirler artık…
O senenin LYS birincisi tarlada çalışırken, TEOG birincisi koyun güderken, bu çocuklar hayallerini bilgisayar oyunları oynayarak, takipçi kasarak tüketirler…
Sonra… Tükenmiş hayalleriyle büyüdüklerinde çocuklara ne mi olur?
Kahvaltı sofrasındaki roller değişir yalnızca…

Beyza Karakaya